Alberobello: Trullo evlerin masalsı dokusu

YORUM YAZIN 0
615
Alberobello, İtalya
Fotoğraf: Stefano Avolio
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.
Alberobello, eşsiz trullo evleri ile ünlü bir güney İtalya kasabası
Fotoğraf: pixabay.com

Alberobello, eşsiz trullo evleri ile ünlü bir güney İtalya kasabası. Beyaz boyalı, konik çatılı trullo evler son derece pitoresk bir mimari doku yaratarak kasabaya kişilik ve masalsı bir görünüm kazandırırken, bölgeyi UNESCO Dünya Miras Listesi’ne de yazdırmış.

Trullo evlerin en yoğun olarak bulunduğu kasaba olan Alberobello, İtalya’nın en verimli ovalarının bulunduğu Puglia bölgesinde yer alıyor. Kentte bulunan evlerin neredeyse tamamı trullo evlerden oluşuyor. “Trullo” Yunanca kökenli bir kelime olan ve kubbe anlamına gelen “tholos”dan geliyor. İtalyanca’da trullo evlerinin çoğulu trulli kelimesine dönüştüğü için kasaba “Trulli Alberobello” olarak da anılıyor. Alberobello’nun İtalyanca’daki anlamı ise “güzel ağaç”. İsim, kasabanın ilk kurulduğu yıllarda bölgede yer alan meşe ormanından ve bereketli topraklarından geliyor.

Harçsız ve vergisiz

Trullo evlerinin hikayesi oldukça ilginç. İlk yapılan evlerin tarihi 15. yüzyıla kadar uzanıyor. O yıllarda kasabada orman köylüleri yaşıyorlardı. Ancak dönemin feodal düzeninde yer alan ve Napoli Krallığı’nın fermanı ile uygulanan bir yasayla harç kullanarak ev inşa ederlerse yüksek vergi ödemek zorunda kalıyorlardı. ” Pragmatica de Baronibus” olarak adlandırılan yasaya göre çatısız evler ise konut olarak değerlendirilmiyor, dolayısıyla da vergiden muaf oluyordu.

Alberobello’nun gelişimine ve bölgenin kentleşmesine büyük önem veren Kont İkinci Giangirolamo, bu yasağı aşmak için zekice bir mimari yöntem geliştirdi ve köylülere harç kullanmadan, çatıları kolay yıkılabilen evler inşa ettirdi.

Alberobello, harçsız çatılar
Fotoğraf: pixabay.com

Bölgede kolayca bulunan küçük kireç taşlarıyla yığma ve harçsız olarak yapılan çatılar, vergi denetimi sırasında hızla yıkılıyor; ortada vergiden muaf olan çatısız yapılar kalıyordu. Böylece, fakir halk vergi ödemekten kurtulmuş oluyordu.

Evlerin harçsız olarak pratik bir şekilde yapılıyor olması Alberobello’nun gittikçe genişleyip büyümesine de neden oldu.

Alberobello, panoramik
Fotoğraf: Firuz Soyuer

On sekizinci yüzyıldan itibaren, Alberobello sakinleri Kral Dördüncü Ferdinand tarafından evlerini inşa etme ayrıcalığı kazandı. Kral, Alberobello’dan gelen heyetin dilekçesini memnuniyetle karşıladı ve küçük köyü “kraliyet kenti” statüsüne yükseltti. Böylece kent, feodal köleliğini geride bırakmış oldu ve 22 Haziran 1797 tarihinde ilk belediye başkanını seçti.

Sonrasında yapılan trullo evler ise sadece eski geleneği yaşatmak amacıyla inşa edildi. Bu evlerin çoğu günümüzde butik otel veya yabancılar tarafından satın alınarak restore edilmiş tatil evleri olarak kullanılıyor.

Alberobello, trullo evlerinin temeli bulunmuyor
Fotoğraf: Firuz Soyuer

İlginç mimari

Trullo evlerinin mimarisi gerçekten etkileyici. Hiçbir evin temeli bulunmuyor ve birbirlerine bitişik olarak sıralanıyorlar. Evlerin duvarları harçsız olarak döşenmiş taşlardan oluşuyor. Dayanıklı ve güçlü olmaları için duvarlar oldukça kalın yapılmış. Duvarlardaki bu kalınlık evin içindeki ısının düzenlenmesine de yardımcı oluyor; kışın sıcaklık, yazın serinlik sağlıyor.

Gri renkli koni şeklindeki çatılar çeşitli sembollerle süslenmiş. Sembollerin içinde Hristiyan ve Şaman dinine ait olanlar, ev halkını kötülüklerden korumak için yapılmış. Diğerleri ise genellikle ailenin köklerini ya da statüsünü temsil ediyor.

Alberobello, gri renkli koni şeklindeki çatılar çeşitli sembollerle süslenmiş
Fotoğraf: Firuz Soyuer

Trullo evlerin bazıları yuvarlak bazıları ise kare düzen olsa da, iç mekanları yuvarlak kemerle birbirinden ayrılan odalardan oluşuyor. Isınma, duvarların içine inşa edilmiş şöminelerle sağlanıyor. Evlerin su ihtiyacı için ise her trullo evin içinde bir sarnıç bulunuyor.

Alberobello, eski sokaklar trullo evler ile kaplı
Fotoğraf: Firuz Soyuer

Adeta bir peri kasabası

Alberobello’nun merkezi çoğunlukla tipik İtalyan kasabası sokaklarından ve binalarından oluşuyor. Yeni binaların arasında her zaman birkaç tane de olsa trullo görmek mümkün.

Eski arka sokaklar ise trullo evler ile kaplı. Kasabada binden fazla trullo evin yer aldığı iki bölge bulunuyor: Aia Piccola ve Rione dei Monti. Bu iki bölgedeki trullo evler, gri taşlardan oluşan kubbe şeklindeki çatıları, küçük ve dar pencereleri, iç mekanlarını gizleyen tertemiz beyaz duvarları ile Alberobello’yu bir peri kasabası görünümüne büründürüyor.

Dar sokakları çevreleyen trullo evleri ile oldukça sakin ve sessiz bir bölge olan Aia Piccola’da çoğunlukla kasaba sakinlerinin oturduğu trullo evler yer alıyor.

Alberobello, Rione dei Monti kasabanın en turistik alanını oluşturuyor
Fotoğraf: pixabay.com

Modern şehir merkezine bakan bir tepenin yamacında yer alan Rione dei Monti ise kasabanın en turistik alanını oluşturuyor. Burada bulunan trullo evlerin çoğu turistik amaçlı olarak kullanılmak üzere restore edilmiş. Yaklaşık 15 hektarlık bir alana yayılan Rione dei Monti bölgesinde yer alan trullo evler, tepenin zirvesine paralel olarak ilerleyen sekiz küçük yolun sınırları boyunca diziliyor.

Alberobello, Aziz Medici Cosma ve Damiano Bazilikası
Aziz Medici Cosma ve Damiano Bazilikası Fotoğraf: Firuz Soyuer

Kasabanın en dikkat çeken binaları arasında yer alan Aziz Medici Cosma ve Damiano Bazilikası mimar Antonio Curri tarafından on sekizinci yüzyılda yapılmış. Rönesans tarzı yapılmış eski bir kilisenin kalıntıları üzerine yapılan bazilika, eski kilisenin mimari ayak izini koruyarak trullo formlarını da hatırlatan bir mimari tarzla inşa edilmiş. Bazilikanın bir merdivenle ulaşılan cephesi ise, pilaster yani duvara yapışık sütunlarıyla neoklasik stilin izlerini taşıyor.

Trullo evlerin en gelişmiş örneği olan Trullo Sovrano, yaklaşık 14 metre yüksekliğinde görkemli bir konik çatıya ve iki kata sahip. On sekizinci yüzyılın ilk yarısında, rahip Cataldo Perta’nın ailesi adına inşa edilen ev, on iki trullo evinin bileşiminden oluşuyor ve eski kısıtlamalar çerçevesinde büyük bir trullo yapmak için uygulanan tasarım çözümlerine örnek oluşturuyor.

Merkez kubbesi yaklaşık 20 metre yüksekliğinde olan San Antonio Kilisesi, romanesk ve Puglia’nın mimarisinden ilham alan birkaç modern taktiğin yanı sıra trullo ile aynı teknik kullanılarak inşa edilmiş. Dış cephenin sağ tarafında, silindirik gövdeye sarılı çan kulesi, ana kubbeden biraz daha alçak olarak yerleştirilmiş. Merkezi bir yerleşim düzenine sahip kilisenin anıtsal bir girişi bulunuyor.

Alberobello, San Antonio Kilisesi
San Antonio Kilisesi Fotoğraf: pixabay.com

Kasaba müzesi, Museo del Territorio, 18. yüzyılda doktor Giacomo Pezzolla için yapılmış. Bitişik ve birbiriyle bağlantılı on küçük trullo kompleksinden oluşuyor ve “Casa Pezzolla” olarak da anılıyor.

Alberobello, Museo del Territorio
Museo del Territorio Fotoğraf: racheerachhtravels.blogspot.com

Yapının iki katlı anıtsal cephesi, “harçsız yapı” kuralını göz ardı ederek harç kullanılmasını kabul eden özel bir imtiyazla yapılmış. Cephe, iki kaide ile dekore edilmiş küçük bir yuvarlak balkon ile ikiye ayrılmış ve barok geleneği çerçevesinde çiçeklerle bezenerek dekore edilmiş. Trullo kompleksi, 1986 yılında Alberobello Belediyesi tarafından satın alınarak, eski haline uygun olarak restore edilmiş ve müze olarak kullanılmaya başlanmış.

Günümüzde müze, modern bilgi yedekleme sistemleriyle donatılmış, tarihi eğitim amaçlı bir dokümantasyon alanını temsil ediyor. Aynı zamanda geçici sergilere de ev sahipliği yapıyor.

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın