Berat: Tarihi mimari, doğal güzellik

YORUM YAZIN 0
162
Berat, gece görünümü
Fotoğraf: Websi
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

Arnavutluk’un en eski kentlerinden olan Berat, yüzyıllar boyunca çeşitli dini ve kültürel toplulukların bir arada yaşamalarının etkisiyle eşsiz bir mimariye sahip. Osmanlı dönemine özgü mimarinin nadir örneklerinin sergilendiği kentin eski mahalleleri 2008 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kayıtlı.

Birbirinden etkileyici fresklerle bezenmiş kiliselerle, görkemli camilerle ve Osmanlı mimarisine özgü evlerle çarpıcı bir görünüme sahip olan Berat, birlikte yaşamayı başaran çeşitli uygarlıkların kentsel ve mimari mirasını barındıran bir kent.

Berat, panoramik
Fotoğraf: my_cottage

Berat, Güney Slav dillerinde “beyaz şehir” anlamına geliyor. Kent ayrıca, eski evlerin büyük pencerelerinin birbiri üzerine yığılmış görüntüsünden dolayı “bin pencereli şehir” olarak da biliniyor. Kenti, Osum nehri vadisi boyunca uzanan, dağlar ve tepelerle çevrili doğal bir kale olarak tanımlamak mümkün.

Değişen egemenlikler

Eski çağlardan günümüze kadar sürekli olarak yerleşim almış olan Berat’ın ilk kuruluş tarihi bilinmiyor. Ancak kentin ilk sakinlerinin MÖ 6. yüzyılda bölgeye yerleşen bir Yunan kabilesi olduğu sanılıyor. Tarih öncesinde kente Yunanlıların Antipatreia, Bizanslıların ise Pulcheiropolis adını verdikleri öne sürülüyor.

Berat, ortaçağda önceleri Bizans egemenliği altına girdi. 13. yüzyılda, Epir Despotluğu tarafından ele geçirildi. 1274 yılında Bizans İmparatoru Michael VIII, Berat’ı geri aldı. Bu dönemlerde Sicilyalı kuvvetler kenti uzun süreli olarak kuşattı; ancak ele geçiremedi. Berat, 1335 yılında Sırp İmparatorluğu’na geçti. 1396 yılında ise Arnavutluk’un soylu bir ailesi olan Muzaka Ailesi, prensliğinin başkenti olarak Berat’ın kontrolünü devraldı.

Berat, 1813
Berat, 1813 İllüstrasyon: Charles Cockerelle

Osmanlı’nın beş asırlık hakimiyeti

Berat, Osmanlılar tarafından 1417 fethedildi ve Rumeli eyaletinin Avlonya sancağının merkezi haline getirildi. Kent, Osmanlı yönetiminin ilk döneminde ciddi bir düşüşe geçse de, 17. yüzyıla doğru gelişmeye başladı ve özellikle ağaç oymacılığı konusunda uzmanlaşarak büyük bir zanaat merkezi haline geldi. Kentin nüfusunun büyük bölümü Müslümandı; kalan dörtte bir kadarı da hristiyan Arnavutlardan oluşuyordu. Berat, Fatih Sultan Mehmet’in verdiği bir fermanla 18. yüzyıla kadar özel bir statüye sahip oldu. Fermana göre, seferlere katılma, bölgeyi düşman hücumlarına karşı koruma hizmetine karşılık vergiden muaf tutuldu.

Berat, genel görünüm
Fotoğraf: desimaxwell

On sekizinci yüzyılda Berat en önemli Arnavut kentlerinden biri haline geldi. 1867’de Avlonya sancağından çıkarılarak Yanya vilayetinde bir sancak oldu. Sancak beş kaza, dört bucak ve 600 köyden oluşuyordu. Berat, beş asır süren Osmanlı hakimiyeti boyunca çeşitli orta çağ kültürleri ile süreklilik ve barış içinde bir arada yaşamaya devam etti. Kent, 1912 yılında gerçekleşen Balkan Savaşı sırasında Osmanlı hakimiyetinden ayrıldı ve bağımsızlığını ilan eden Arnavutluk’un sınırları içinde kaldı.

Berat, evlerve sokaklar
Fotoğraf: Pero Kvrzica

Tarihi mimari

Berat, tarihi yapılar konusunda oldukça iyi korunmuş bir kent. Eski kent bölgesi, dar sokakları, Türk evleri, camileri ve Ortodoks kiliseleri ile özellikle 18. yüzyıl ile 19. yüzyıla tarihlenen geleneksel Balkan ve Osmanlı mimarisine tanıklık ediyor. Balkanlardaki kentsel toplumların tarihi çeşitliliğine sahip olan Berat, el sanatları ve ticaret konusunda da bağımsız bir yaşam tarzının da izlerini taşıyor.

Eski kent üç bölümden oluşuyor: Kale tepesinde yer alan Kalaja, kale tepesinin eteklerinde yer alan Mangalem ve Osum Nehri’nin sol kıyısında yer alan Gorica.

Kentte yer alan sıralı evler, yamaçlara yatay düzende yerleşmiş. Evlerin belirli bir düzende sıralanmış olması gün ışığından bol miktarda faydalanmayı sağlıyor. Kentte seçkin mimari özelliklere sahip ve ilgi çekici pek çok tarihi bina bulunuyor.

Berat, eski evler
Fotoğraf: Pero Kvrzica

Kentin üstündeki kayalık bir tepe üzerine inşa edilmiş Berat Kalesi’nin tarihi çok eskilere dayanıyor. Kale yapılışından sonra, MÖ 200 yılında Romalılar tarafından yakılmış. Beşinci, altıncı ve on üçüncü yüzyıllarda surları güçlendirilerek yeniden inşa edilmiş. Günümüze büyük ölçüde hasar görmüş olarak ulaşmış durumda. Kent sakinlerinin önemli bir bölümünü barındırmış olan kalenin içi binalar 13. yüzyılda inşa edilmiş ve karakteristik mimarisi nedeniyle kültürel anıtlar olarak korunmuş. Kale bölgesinde, özellikle 13. yüzyıldan kalma birçok Bizans kilisesi ve Osmanlı döneminde inşa edilmiş birçok cami bulunuyor.

Berat, kalenin girişi
Kalenin girişi ve Kutsal Teslis Kilisesi Fotoğraf: Jason Rogers

Berat’taki kiliselerin birçoğunda, Arnavutluk’ta yaşamış 16. yüzyıl ressamlarının en önemlisi olan Onufri’nin ikonaları yer alıyor. Kale içinde bulunan Meryem Ana Katedrali, 1986 yılından bu yana Onufri’ye adanmış bir müze olarak kullanılıyor. Onufri Müzesi’nde hem kendinin hem oğlu Nikolla’nın hem de diğer ressamların eserleri sergileniyor. Ayrıca, müzede kutsal gemiler, simge kılıfları, İncil kitaplarının kapakları gibi gümüş işlerin güzel örnekleri de yer alıyor.

Berat, Onufri Müzesi
Onufri Müzesi Fotoğraf: Wolfgang Sauber

Berat’taki kiliseler içinde mimari formların en iyi kullanıldığı kilise olarak Aziz Michael Kilisesi’ni göstermek mümkün. Kilise 14. yüzyılda inşa edilmiş. Herhangi bir iç destek olmadan dik bir kaya üzerinde bulunan kilisenin duvarları kırmızı tuğla sırlı taşlardan oluşuyor.

Berat, Aziz Michael Kilisesi
Aziz Michael Kilisesi Fotoğraf: Pasztilla aka Attila Terbócs
Berat, Kızıl Cami
Kızıl Cami Fotoğraf: wikimapia.org

İsmini minaresinde kullanılan kırmızı renkli çinilerden alan Kızıl Cami, kentte yapılan ilk cami olma özelliğini taşıyor. Arnavutluk’un en eski camilerden biri olan ve günümüze sadece minaresi ulaşan cami, 1417 yılında inşa edilmiş.

Tarihi bir Osmanlı camisi olan Bekarlar Camisi Berat’ın Mangalem bölgesinde bulunuyor. Eski adı Süleyman Paşa olan cami diğerleri gibi Arnavutluk’un milli kültür simgelerinden ilan edilmiş durumda.

Berat, Bekarlar Camisi
Bekarlar Camisi Fotoğraf: wikimapia.org

Osmanlı-Türk dini eserlerinden biri olan Halveti Tekkesi, ilk olarak 1728 yılında Ahmet Kurt Paşa tarafından, 15. yüzyılından kalma bir Bektaşi tekkesi üzerine inşa edilmiş. Tekkenin girişindeki sundurma beş adet taş sütuna sahip. Sütunlar antik Yunan kenti Apollonia’dan alınmış. Ana kapının üzerinde ise tekke ve Ahmet Kurt Paşa’ya adanmış bir yazıt bulunuyor.

Berat, Halveti Tekke
Halveti Tekke Fotoğraf: wikimapia.org

Tekkede yer alan dua salonunun ahşap tavanı barok tarzı uygulanarak resimlerle bezenmiş ve 14 ayar altın yaldız ile kaplanmış. Salonda ahşap oyma bir mahfil ve taş sarkıtlarla bezenmiş bir mihrap bulunuyor. Tekkenin iç duvarları, dini yapıları ve manzaraları tasvir eden sekiz freskle dekore edilmiş. Fresklerin altındaki duvarlarda yer alan delikler salonun akustiğini iyileştirmek amacıyla açılmış. Tekke’nin hemen yanında 15. yüzyılda İkinci Bayezıd adına inşa edilmiş olan Sultan Camisi yer alıyor.

Berat’ın tarihi boyunca gündelik hayatına ait ev eşyalarının ve nesnelerin bulunduğu Ulusal Etnografya Müzesi kentin yerli kültürüne tarihsel bir bakış sunuyor. Bir tüccar eviyken 1979 yılında müzeye dönüştürülen yapı iki kattan oluşuyor.

Berat, Ulusal Etnografya Müzesi
Ulusal Etnografya Müzesi Fotoğraf: Tori Oseku

Kentin iki yakasını birbirine bağlayan Gorica Köprüsü, en önemli yapılardan biriç Köprü, ilk olarak 1780 yılında ahşaptan inşa edilmiş; 1920’li yıllarda ise taş kullanılarak yeniden yapılmış. Uzunluğu 129 metre olan köprüde yedi adet kemer bulunuyor.

Berat, Gorica Köprüsü
Gorica Köprüsü Fotoğraf: Marcin Konsek

Berat, 1965 yılında Arnavutluk Kültür Bakanlığı tarafından “Müze Şehir” programına alındı ve çalışmaların yürütülmesi amacıyla bir enstitü kuruldu. Enstitü, eski evlerin ve sokakların aslına uygun olarak restore edilerek korunması konusunda çalışmalarına devam ediyor.

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın