Hasankeyf: Dokuz uygarlığın hüzünlü vedası

YORUM YAZIN 2
578
Hasankeyf, kale
Fotoğraf: kulturportali.gov.tr
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

Dicle’yi selamlayarak ulaşılan Hasankeyf, antik çağlardan bugüne bölgede önemli bir geçiş noktası olmuş. Zorlu bir coğrafyanın içinde olsa da dokuz uygarlığın hikayesini barındıran masalsı kent, ilk yerleşimine veda etmenin hüznünü yaşıyor.

Hasankeyf, Yılanlı kapı
Yılanlı kapı Fotoğraf: mapio.net

Kimler tarafından kurulduğu bilinmeyecek kadar eski bir tarihe sahip olan Hasankeyf’te insanı kuşatıveren kalıntılardan oluşmuş muhteşem bir tarihi doku yer alıyor. Örneğin, Dicle’nin kenarında yekpare kaya kütlesi üzerine yapılmış kale. MS 363 yılında Bizanslılar tarafından yapılan kalenin kapılarından “Aslanlı Kapı” olarak bilinen birinci kapısı, 1986 yılında düşen bir kaya kütlesi nedeniyle ne yazık ki tahrip olmuş; halk arasında “Yılanlı Kapı” olarak anılan ikinci kapı ise hayranlık uyandıran eserlerden sadece biri olarak kısmen günümüze ulaşmış. Dahası saymakla bitmiyor: Küçük Saray, Ulu Camii, Suyolları, El-Rızk Camii, Büyük Saray, Hasankeyf Köprüsü̈, Sultan Süleyman Camii, Koç Camii, İmam Abdullah Türbesi, Zeynel Bey Türbesi, hamam, mağaralar, Dicle Nehri…

Hasankeyf, son buluntular
Fotoğraf: arkeolojihaber.net

Kazdıkça tarih fışkıran topraklarda en son, Kasım 2017 tarihinde, Artuklu Dönemi’ne ait 60 yeni mezar ve sanduka bulunmuş durumda. Kentin kuzeyinde yapılan arkeolojik kazılarda gün ışığına çıkan sandukaların boyu 96 ile 125 santimetre arasında değişiyor. Mezarların 30 tanesinde ise yazı ve süslemeler bulunuyor.

Hasankeyf, genel
Fotoğraf:
Ömer Ünlü

Su ve hüzün: Ilısu Barajı

Batman’ın tarihi ilçesi Hasankeyf, uzun yıllardan beri Ilısu adıyla özdeşleşmiş durumda. Bölge’nin su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesine dayalı bir program olarak ele alınmış olan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Dicle Nehri üzerine kurulan Ilısu Barajı, Hasankeyf’in su altında kalmasına neden oluyor.

Baraj, 75.000 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor ve dünyanın en büyük sulama ve elektrik üretimi projelerinden biri olarak görülüyor. Ne var ki, binlerce yıla uzanan bir geçmiş de doğal yerleşimine veda etmek durumunda kalıyor.

Hasankeyf, Yeni kültürel Park alanı
Hasankeyf Yeni kültürel Park Alanı Fotoğraf: hasankeyfmatters.com

Hasankeyf’in bu hüzünlü hikayesi, Ilısu Baraj projesi çıktığından bu yana kamuoyunda pek çok tartışmaya neden oldu ve olmaya da devam ediyor. İlçe, 1981 yılında bütünüyle sit alanı ilan edilerek koruma altına alındı. Tarihe ait on iki eser, ilçenin karşı tepelerine kurulan 3 bin dekarlık yeni Hasankeyf’e nakledilecek olsa da, bölgede yer alan 100 binlerce yıllık akarsu aşındırması sonucu oluştuğu tahmin edilen yaklaşık beş bin mağara evin baraj sularıyla dolacak olması süregelen tartışmaların ana nedenini oluşturuyor.

Hasankeyf, Zeynel Bey Türbesi taşınma
İlk taşınan tarihi eser Zeynel Bey Türbesi oldu Fotoğraf: arkeolojihaber.net

Hasankeyf’in yeni yeri olan “Hasankeyf Yeni Kültürel Park Alanı”na taşınan ilk tarihi eser Akkoyunlular’dan kalan 550 yıllık Zeynel Bey Türbesi oldu. Türbe, Ilısu Barajı ve HES Projesi Kültürel Varlıkları Koruma ve Kurtarma Çalışmaları kapsamında Ilısu Baraj Göl Alanı’ndan çıkarılarak ray sistemiyle tek parça halinde 2 kilometre taşındı ve yeni yerine yerleştirildi.

Dokuz uygarlığın beşiği

Dokuz uygarlığın mirasını barındıran Hasankeyf ’in tarihi çok eski dönemlere dayanıyor. Bölge Bizans, Sasani, Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlılar’dan önemli arkeolojik ve kültürel izler taşıyor. 1986-2003 arasında yapılan kazı buluntularına göre bölgede ilk insan yerleşimi MÖ 4000 civarında başlamış. Bulgulara göre ilk yerleşenler Dicle Nehri boylarındaki mağara ve vadilerde yaşıyormuş. Asurlular kayalık mağaralarda yaşayan bu insanlara “kefenen” yani “taş insanı” adını vermişler.

Bölge 7. yüzyılda ikinci halife Hz. Ömer döneminde İslam hakimiyetine girer. 1071 yılında, Malazgirt Savaşı sonrasında Büyük Selçuklular’ın egemenliği altında yer alır. Sultan Alp Arslan’ın kumandanlarından Artuk Bey’in oğullarının kurduğu Artuk Oğulları Beyliği tarafından yönetilen kent, o dönemlerde başkent ve önemli bir ticaret merkezi haline gelir. Kentin Artuklular Dönemi’nde yaşadığı altın çağ Moğol istilası ile son bulur. Kent, Eyyubiler tarafından onarılır.

Hasankeyf ’in Osmanlı egemenliğine girişi ise 16. yüzyılın başlarında gerçekleşir. Hasankeyf, Türk İslam tarihi ve medeniyeti açısından önemli bir yere sahip. “Hısnıkeyfa”olarak anılan kent, “Kaya Kale” şeklinde tercüme edilebilir. Her kavmin kendi dilinde farklı telaffuz edildiği bu kelime, “korunmaya müsait” anlamına geliyor.

Taş köprü

Kemer açıklığı itibarıyla Ortaçağ’da yapılan köprülerinin en büyüğü̈ olan taş köprünün yapılış tarihi kesin olarak bilinemiyor. Araştırmacılar, köprüdeki işaret ve figürlerden hareket ederek, eserin Artuklular’a ait olabileceğini söylüyorlar. Hasankeyf’in Müslümanların eline geçmesini anlatan kaynakta da açılıp kapanan bir köprüden bahsediliyor. Ayrıca, köprünün, Batman’daki Malabadi köprüsüyle benzer olması köprünün antik dönemde Artuklular tarafından yapılmış olabileceği ihtimalini oldukça güçlendiriyor.

Hasankeyf, Taş köprü
Fotoğraf: Poyraz 72

Köprü, 1349 tarihinde Eyyubiler döneminde Melik Adil tarafından tamir edilmiş. Ayrıca, 15. yüzyılın sonlarında Akkoyunlular zamanında da tamir gördüğü̈ tarihi kayıtlardan anlaşılıyor. Ne zaman yıkıldığı ise bilinmiyor. Ayaklar, akıntı tarafında üçgen, diğer tarafta da dairevi şekilde yapılmış, dış cephesindeki kesme taşlar birbirine madeni kramplarla kenetlenmiş. Hala ayakta kalan doğudaki kemer, hayret verici büyüklükteki kesme taşlardan örülmüş. Köprünün en büyük kemerinin orta kısmı ise ahşaptanmış; düşman şehre saldırdığı zaman bu ahşap kısım yerinden kaldırılır, düşmanın şehre girişi engellenirmiş. Bu özellik ne yazık ki köprünün ömrünü kısaltmış.

El-Rızk Camisi

Dicle Nehri’nin doğusunda, Taşköprü ayağının yakınında yer alan El-Rızk Camisi hayranlık yaratacak güzellikte bir cami. Caminin girişindeki kitabeden, Eyyubi Sultan Süleyman tarafından 1409 yılında yapılmış olduğu anlaşılıyor. Kitabenin hemen altında bitkisel süsler içinde Allah’ın doksan dokuz ismi yer alıyor.

Hasankeyf, El-Rızk Camisi
Fotoğraf: Herbert Frank

Caminin gerçek ibadet mekanı ne yazık ki yıkılmış durumda. Günümüze sadece minaresi ve portal kapının yer aldığı kuzey cephesi kısmen ulaşabilmiş. Kufi yazılar, süsler ve motiflerle dikkatleri çeken minarenin önemli bir özelliği de çift yolunun olması.

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

2 YORUMLAR

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın