New York: Rengarenk insanlar, göğü delen binalar

YORUM YAZIN 0
96
New York Kenti
Fotoğraf: Ralf
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

New York, günün her saati caddelere taşan insan seli, hareketli ve renkli yaşam tarzı, gökdelenleri, dev ışıklı ekranları, meydanları, parkları, müzeleri, köprüleri ile tüm dünyanın gözünün üzerinde olduğu bir şehir. Her gün yeni biri “Amerikan rüyası”nı yaşamak üzere soluğu New York’ta alıyor.

New York, ABD nüfusunun en yoğun olduğu kent. Dünyanın en önemli ticaret ve finans merkezi. Politika, medya, eğitim, eğlence ve modadaki küresel etkilerini de düşünürsek tam bir dünya şehri demek gerekiyor. Birleşmiş Milletler Genel Konseyi Binası burada bulunduğundan dış ilişkiler için de oldukça önem taşıyor.

New York, göçmenler
Fotoğraf: Robert_z_Ziemi

Kente Avrupa’dan gelen göç oranı iç savaştan sonra hızla büyümüş. Dinamik ve hareketli şehir, hayatları için yeni bir fırsat arayan milyonlarca insanın ilk durağı olmuş. Dünyanın her bir yanından göç alan kentte yaşayan her üç kişiden biri göçmen. Nüfusun büyük bölümünü azınlıklar oluşturuyor. Öyle ki trafik işaretleri bile genellikle üç farklı dilde kullanılıyor. Bankamatiklerden hemen hemen her dilde işlem yapılabiliyor. Şehirde 170’den fazla dil konuşuluyor. İngilizce, İspanyolca ve Çince en fazla kullanılanları. Chinatown’da özellikle Çince, Little Italy semtinde ise İtalyanca konuşuluyor.

New York, turistler
Times Meydanı’nda turistler Fotoğraf: Alexander Thoukydides

New York sadece göçmen sayısında değil, turist sayısında da rekor üstüne rekor kırıyor. Kenti, 2017 yılında 62.8 milyon turist ziyaret etmiş. Ayrıca, dünyanın en çok ziyaret edilen 10 turistik mekanına da ev sahipliği yapıyor.

New York, şehir mühürü
New York şehir mühürü

Lenapelerin beyaz adamlarla tanışması

New York’un ilk sakinleri Delaware Nehri ve Hudson Nehri vadilerinde yaşayan Lenape yerlileriydi. Avcılık ve tarımla geçinen Lenapeler, Hudson Nehri ile East Nehri arasında kalan adaya da yerleşmişler ve buraya “çok tepeli ada” anlamına gelen “Manna-hata” adını vermişlerdi. Avrupalılar bölgeye ilk kez 1524 yılında Giovanni de Verrazano’nun kaptanlığındaki Dauphine gemisiyle geldiler. Bu, Lenapelilerin “beyaz adam”larla ilk tanışması oldu.

O yıllarda Avrupa’da, Hollandalılar deniz ticaretinde oldukça atak ve girişimciydiler. Asya’nın özellikle de Hindistan’ın denizden ulaşılabilen doğu kısmıyla ticareti rakiplerinden daha hızlı yapmak istiyorlar, bu nedenle Avrupa’nın kuzeyinden Hindistan’a ulaşabilecek daha kısa rotalar arıyorlardı.

Hollanda adına çalışan İngiliz kaptan Henry Hudson Hindistan’a giden bir geçit bulmak umuduyla 1609 yılında yola çıktı ve aynı yılın 4 Eylül tarihinde New York limanının girişine ulaştı. Henry Hudson, Hindistan’a bir geçit bulamadı ama Manna-hata’ya gelen ikinci beyaz adam oldu. Bölge, Avrupa’da çok değerli olan kunduz kürkleri açısından çok zengindi. Hollandalılar Lenapelerle ticarete başladılar ve adanın güney ucunda “New Amsterdam” adıyla bir ticari koloni kurdular. Bu ticaret, şimdilerin ticaret konusunda dünyanın en önemli merkezlerinden olan New York’un Avrupalılarla olan tarihinin ilginç bir alışverişle başlamasına vesile oldu. Hollandalılar, 1626 yılında Manhattan Adası’nı topu topu 60 gulden o zamana göre 24 dolar karşılığında mal vererek Lenape yerlilerinden satın aldılar.

New York, New Amsterdam
New Amsterdam Gravür: The John Adams Institute

New Amsterdam, 40 yıl boyunca Hollandalıların yönetiminde kaldı. İngiltere Kralı II. Charles’ın döneminde, bir İngiliz filosu kentin açıklarında demirledi. Valinin tüm çabalarına rağmen, Hollandalılar savaşmayı göze almadılar. Bu nedenle kent tek kurşun bile atılmaksızın İngilizlerin eline geçti. Şehrin adı da İngiltere’deki York şehrinden dolayı “New York” olarak değiştirildi.

New York, İngilizlerin kenti alışı
İngilizlerin kenti ele geçirişinin sembolik çizimi Gravür: Museum of the City of New York

New York, 18. yüzyılın ikinci yarısından sonra, İngilizlere karşı direnmenin merkezi oldu. Amerika Birleşik Devletleri 4 Temmuz 1776 tarihinde bağımsızlığını ilan etti. Ancak, İngiliz işgali 25 Kasım 1783 tarihine kadar sürdü. George Washington, son İngiliz kuvvetleri şehri terk ederken Manhattan’a geldi ve 1789 yılında burada ilk Cumhurbaşkanı ilan edildi.

Lenape’liler ise hem Hollandalılar hem de İngilizler tarafından batıya doğru itildiler. 1766 yılında imzalanan anlaşmayla ise ana yurtları olan bölgeyi tamamen terk ederek daha da batıya, Ohio Nehri kıyılarına çekildiler.

New York, 1867
1867’de New York

Taş ve tuğla binalar

Birbirini kesen uzun caddeleri ve bloklar halinde yerleşmiş binaları ile New York, dünyanın en büyük ve en çeşitli gökdelenler koleksiyonuna sahip. Manhattan’nın ilk zamanlarında yapılan ahşap yapıların büyük kısmı 1835 yılında çıkan yangında yanınca, yeni gelen göçmenlere kiraya verilmek üzere beş kat yüksekliğinde sıra apartmanlar yapılmaya başlanmış. Binaların yapı malzemesi de ahşap yerine yangına daha dayanıklı olan taş ve tuğlalarla değiştirilmiş. Asansörün 1929 yılında binalarda kullanılabiliyor hale gelmesiyle ise çok daha yüksek apartmanlar yapılmaya başlanmış. New York’un büyük yerleşim bölgelerinin karakteristik özelliği 1870’ten 1930’a kadar uzanan bu hızlı genişleme döneminde oluşmuş.

Kent, farklı tarihsel ve kültürel dönemleri kapsayan geniş bir mimari stil barındırıyor. Özellikle Manhattan’da gotik, art-deco ve modern mimarinin en güzel ve en ünlü örneklerini görmek mümkün. Ayrıca, yine Manhattan’da yer alan Little Italy ve Chinatown semtleri kendilerine özgü mimarileri ile New York’a farklı bir doku kazandırıyor.

Nüfusun daha az yoğun olduğu bölgelerde bulunan müstakil konutlar ise büyük aile evleri şeklinde. Bu konutlarda mimari tarz olarak çoğunlukla Tudor Revival ve Victoria yaygın olarak tercih edilmiş.

Semboller kenti

New York, Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island adındaki beş bölgeden oluşuyor. Manhattan kendi başına bir ada ve şehrin merkezi. Kentte bölgeleri birbirine bağlayan 76 köprü bulunuyor. 1883 yılında hizmete açılan Brooklyn Köprüsü bu köprülerden en ünlü olanı. East Nehri üzerinde kurulmuş olan ve Brooklyn ile Manhattan’ı birbirine bağlayan köprü, dünyada metal kullanılarak yapılan ilk köprü olma özelliğine sahip. Köprü, granit kuleleri ve çelik kabloları ile New York şehir siluetinin sembolik parçalarından birini oluşturuyor.

New York, Brooklyn Köprüsü
Brooklyn Köprüsü Fotoğraf: Michael Schueller

New York’un ilk yerleşim yeri olan Financial District’te bulunan Wall Street tam anlamıyla paranın kalbinin attığı bir cadde. Caddenin adı ile ilgili pek çok söylenti bulunuyor. Bunlardan en popüler olanı Hollandalıların kızılderililere, korsanlara ve İngilizlere karşı korunmak için yaptıkları ahşap bir duvardan adını aldığı. Caddede New York Borsası, önemli yatırım bankaları, ABD’nin önemli şirketleri ve birçok tarihi bina yer alıyor. 8000 kişinin hayatını kaybettiği 11 Eylül saldırılarında yıkılan İkiz Kuleler de burada bulunuyordu.

New York, Wall Sreet
Wall Street Fotoğraf: faungg’s photos

New York’un kuşkusuz en popüler sembolü olan Özgürlük Heykeli, Manhattan’ın ucundaki Liberty Adası’nda yer alıyor. Bakır ve çelikten birbirine monte edilen 350 parçadan oluşan heykel, 93 metre uzunluğunda.

New York, Özgürlük Heykeli
Özgürlük Heykeli Fotoğraf: denisbin

Özgürlük Heykeli, Süveyş Kanalı’nın açılışı için Osmanlı İmparatorluğu tarafından dönemin ünlü heykeltıraşı Frederic Auguste Bartholdi’ye sipariş edilmiş. Ancak sonradan heykelin kullanılmamasına karar verilince heykel Paris’te bir depoda kaderine terk edilmiş. İlerleyen yıllarda aralarında gelişen dostluğun bir göstergesi olarak Fransa tarafından Amerika Birleşik Devletleri’ne hediye edilmiş. Bartholdi heykelini Gustave Eiffel ile beraberce çalışarak tamamlamış; heykelin ellerinde, kollarında ve yüzünde değişiklik yapmış. Heykelin üstünde durduğu kaide ise açılan bir bağış kampanyası ile yapılmış. Özgürlük Heykeli, 1886 yılından bu yana New York’a denizden gelenleri karşılıyor.

New York, Central Park
Central Park Fotoğraf: Nicola

New York’un sembollerinden bir diğeri de 1858 yılında halka açılan Central Park. ABD’deki ilk peyzajlı kamu parkı olan Central Park, eskiden bir bataklıkmış. Parkın tasarımının esin kaynağı ise Londra’daki Hyde Park olmuş.

Kültür ve sanatın kalbi

New York’a uyumayan şehir yakıştırmasının yapılmasına en büyük neden Times Meydanı. Metropolitan Opera Evi’nin 1873 yılında meydana taşınmasıyla bir sanat merkezine dönüşmüş. Dünyaca ünlü Broadway şovları opera binasının salonlarında gerçekleştiriliyor.

New York, Metropolitan Opera Evi
Metropolitan Opera Evi salonlarından Fotoğraf: commons.wikimedia.org

Kentteki bir diğer ünlü konser ve etkinlik mekanı ise Lincoln Center. Tiyatrodan baleye, orkestra müziğinden klasik müziğe, konserlere, partilere dünyanın en iyi sanat etkinlikleri bu merkezde yapılıyor. Sanatçı kentine caz sanatçıları bir de takma isim takmış: Big Apple. Onlara göre burada müzik yapmak ağaçtaki en büyük elmayı kapmakla aynı değerde. 70’li yıllardan bu yana New York özellikle sanatçılar tarafından bu isimle anılıyor.

New York, Metropolitan Müzesi
Metropolitan Müzesi Fotoğraf: flowcomm

Central Park’ın bitişiğindeki, dünyanın en büyük sanat eserlerinin bulunduğu Metropolitan Müzesi’nde üç milyondan fazla eser bulunuyor. Antik çağlardan modern çağlara ait kostümler, tablolar, heykeller ve daha birçok sanat eseri bu müzede sergileniyor. Kentte ayrıca, Van Gogh, Picasso gibi dünyaca ünlü sanatçıların eserlerinin bulunduğu Modern Sanat Müzesi (MOMA), dünyanın en büyük doğal müzesi olan Amerikan Doğa Tarihi Müzesi ve Guggenheim Müzesi gibi çok önemli müzeler de yer alıyor.

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın