San’a: Lirik cepheli binalar ve resimsel bir görünüm

YORUM YAZIN 0
315
San'a panoramik
Fotoğraf: Antti Salonen
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.
San'a, evler
Fotoğraf: Jörn Heise

Yemen’in başkenti olan San’a, dünyadaki en eski yerleşim yerlerinden biri. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi binaları ile kent, hem siyasi ve dini bir geçmişin hem de hayranlık uyandıran bir mimarinin izlerini yaşatıyor.

Yemen, Arap Yarımadası’nda farklı kültürü ile dikkat çeken bir ülke. Bir zamanlar Yunan coğrafyacı Ptolemeios tarafından iklimi, bereketli toprakları ve konumunun sağladığı ticari ayrıcalıkları nedeniyle “Mutlu Arabistan” olarak tanımlanmış. Ülke günümüzde siyasi olarak zorlu günler yaşasa da önemli bir kültür mirasına sahip. Başkent San’a da bu mirası kent dokusuna yansıtmış en güzel şehirlerinden biri.

Yaşayan en eski yerleşimlerden

San’a tarihi oldukça eski. Kente ilk yerleşim, 2.500 yıl öncesine kadar uzanıyor. Yaygın bir efsaneye göre kenti Nuh Peygamber’in oğlu Sam’ın kurduğuna inanılıyor. Bu nedenle kent “Sam’in Şehri” olarak da anılıyor.

Kentin geçmişinde İslamiyet önemli bir yer tutuyor. Kent, 632 yılından itibaren 7. ve 8. yüzyıllarda İslam’ın yayılması için önemli bir merkez haline gelmiş. Zaman zaman kesintiye uğrasa da 860 yılından 1962 yılına dek Yemen’de etkin bir din grubu olan Zeydi İmamlığı’nın hakimiyeti altında kalmış. Zeydi İmamları ile çeşitli hanedanlıklar arasında yaşanan çatışmalar ve 12 ila 15. yüzyıllar arasında uğradığı istilalar kentin eski dönemlerdeki merkezi özelliğini yitirmesine ve gerilemesine neden olmuş.

San'a, Osmanlı askerleri
Yemen’de Osmanlı askerleri

San’a, Kanuni Sultan Süleyman zamanında, 1547 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altına geçti ancak 17. yüzyılın başlarında kentte Zeydi İmamlarının yönetimi yeniden başladı. Kent, 1872 yılında bir kez daha Osmanlıların yönetimine girdi. Ancak imamlarla yaşanan çatışma ve anlaşmazlıklar nedeniyle Osmanlı yönetimi 1918 yılında yapılan bir anlaşma ile sona erdi ve imamlar tam özerklik elde etti.

Kent, 1948-1962 yılları arasında başkentliği kaybetti ancak 1962 yılında Yemen’de cumhuriyetin kurulmasıyla yeniden başkent oldu. 1990 yılında Kuzey Yemen’le Güney Yemen’in birleşmesinden sonra da başkent olma özelliğini korudu.

San'a, evler detay
Fotoğraf: blog.thecheaproute.com

Hayranlık uyandıran cepheler

Dünyadaki en eski yaşayan şehirlerden biri olan Sana’a, iki bölüme ayrılıyor: “El-Kadimah” yani eski şehir ve “Al-Cedidem” yeni şehir. Mimarisi oldukça belirgin bir karaktere sahip olan eski şehir bölgesinde bulunan yapılar, geleneksel insan yerleşiminin olağanüstü örneklerini sergiliyor. İslam’ın ilk yıllarının mekansal özelliklerini de yansıtan binalar, çevresindeki dağlarla bütünleşen renkleri ile sanatsal ve resimsel bir görünüm sunuyor. Kentin mirasını da koruyan eski şehir, çok sayıda kapısı bulunan antik kil surlarla çevrili.

Çok sert bir kayaç olan bazalt temelli zemin üstüne inşa edilen evlerin yapımında yerel malzemeler olan sıkıştırılmış toprak ve pişmiş tuğla kullanılmış. Evler yukarıya doğru daraldıkları için dokuz kata kadar çıkabiliyor. Bu da evlerin birer kule görünümü sergilemelerine neden oluyor. Kalın duvarlar, düz çatılar ve küçük pencereler bu görünümü daha da belirgin hale getiriyor.

San'a, evler açılı görünüm
Fotoğraf: yeowatzup

Binaların cepheleri hayran kalınacak bir işçilik ile süslenmiş. Beyaz alçı taşı kullanılarak yapılmış süslemelerde geometrik desenler hakim. Pencere çerçeveleri ise kabartma ve oymalarla dekore edilmiş, camlar vitray ile kaplanmış. Tüm bu mimari özellikleri 11. yüzyıldan önce yapılmış 103 camide, 14 hamamda ve 6.000’den fazla evde görmek mümkün. Ancak orijinal evlerin yüzde altmışından fazlası terk edilmiş ya da yıkılmış durumda.

San’a evlerinin her biri dışardan görülmeyen bir avluya sahip. Etrafı duvarla veya bahçe ile çevrili avlulara “mafreç” adı veriliyor. Avlunun ortasında genellikle çiçeklerle süslenmiş fıskiyeli bir havuz yer alıyor. Avlunun bakımlı ve güzel olması ise ekonomik olarak sosyal statüyü belirliyor.

San'a, eski evler
Fotoğraf: rsvandermolen.eu

Evlerin iç tasarımı ne yazık ki dış görünümleri kadar etkileyici değil; genellikle bakımsız ve karanlık. Giriş katta bulunan geniş bir sofa misafirlere ayrılmış. Dik ve dar bir merdivenle çıkılan katların her birinde küçük bir veya iki oda bulunuyor. Bu odalar yatak odası olarak kullanılıyor. Çatı katında ise “mafraj” isimli günlük hayatın yaşandığı daha geniş bir oda yer alıyor. Evin en güzel alanı olarak görülen mafrajda iki çeşit pencere bulunuyor. İlki oturulduğu zaman manzaranın görülebileceği şekilde zemine yakın yapılmış. Diğer pencereler ise alçak pencerelerin üstünde yer alıyor. Üstteki pencereler oda içine renkli ışık hüzmesi bırakmaları için genellikle renkli camlarla kaplanmış.

Evlerde mutfak için ayrılmış özel bir alan bulunmuyor. Ev sakinleri istedikleri bir katın herhangi bir bölümünü mutfak olarak kullanıyor. Bu seçilen mutfak alanlarına “tap tap” adı veriliyor. Evlerin iç dekorasyonunda ise masa veya yüksek mobilya kullanılmıyor.

Dikkat çeken mimari yapılar

2004 yılında Arap Kültür Başkenti ilan edilen kentin mimari olarak en göze çarpan yapıları Dar-ül Hacer Sarayı, eski şehire açılan Yemen Kapısı, El Saleh Camisi ve Camiü’l-Kebir yani Sana’a Ulu Cami’dir.

San'a gece görünümü
Fotoğraf: Yarinya

Eski şehri çevreleyen surların ana kapısı olan Bab el-Yaman / Yemen Kapısı, 1000 yıldan fazla bir geçmişe sahip. 1962 yılında yaşanan devrimden sonra “Özgürlük Kapısı” olarak da anılmaya başlanan kapıdan girilerek ulaşılan Bab el-Yemen Çarşısı günümüzde San’a’nın en hareketli ve canlı noktalarından biri konumunda.

San'a, Yemen Kapısı
Yemen Kapısı Fotoğraf: Jialiang Gao

Üzerine inşa edildiği uzun kayanın dışına oyulmuş gibi görünen Dar-ül Hacer Sarayı, Yemen imamı ve hakimi olan İmam Yahya’nın yazlık evi olarak yapılmış. Fantastik ve anıtsal bir görünüme sahip olan yapı, 1930’lu yıllarda inşa edilmesine rağmen 18. yüzyıl İslami yapılarını andırıyor. Saray, günümüzde müze olarak kullanılıyor.

Kentin 27.300 metrekare alana sahip en büyük ve en modern camisi olan El Saleh Camisi, 2008 yılında Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih tarafından yaptırılmış. Himyarite mimarisi düzenine göre yapılan camide Yemen mimarisi ile İslam stilleri birleştirilmiş.

San'a, El Saleh Camisi
El Saleh Camisi Fotoğraf: Anas ALhajj

Caminin yapımında siyah bazalt ile kırmızı, beyaz ve siyah kalkerleri de içeren farklı taş türleri kullanılmış. Tüm dinlere açık olan camide, yedi kubbe ve dört tanesi 160 metre yüksekliğinde olan altı minare bulunuyor.

San’a Ulu Cami ve Sana’a El Yazmaları

San’a Ulu Cami yani Camiü’l-Kebir eski şehir bölümünde yer alan camilerin en büyüğü ve en önemlisi. Dünyanın en eski camilerinden biri olan caminin tarihi, İslami yazılara göre 630 yılına, Hazreti Muhammed dönemine kadar uzanıyor. Kutsal yazılara göre, Hazreti Muhammed, caminin planlanması ve inşası konusunda bilgi sahibiydi.

San'a, Ulu Cami
Fotoğraf: lelebella

Fotoğraf: Rod WaddingtonCami, geçirdiği iki sel felaketi ve 911 yılında Karmatilerin kenti işgali nedeniyle gördüğü hasarlar sonrası yenilenmiş. 1130 yılında doğu, batı ve kuzey kanatlarının tavanlara ahşap süslemeler yapılmış. 16. yüzyılın başlarında ise cami kubbesi ile avlunun döşenmesi değiştirilmiş. Yapımından sonra gerçekleştirilen tamirat ve eklemeler olsa da cami, İslam tarihinin ilk döneminden günümüze kadar gelen en önemli eser olarak görülüyor.

San'a, Ulu Cami minare

Dikdörtgen şeklindeki cami, 80 metre boyunda 60 metre genişliğinde ve 180 adet sütuna sahip. “Suh” adı verilen dört tarafı direklerle çevrili bir avlusu bulunuyor. Caminin mimari olarak en dikkat çeken özelliklerinden olan iki beyaz minaresi 20’şer metre uzunluğunda ve kubbenin karşısındaki iki köşede yer alıyor.

Sana’a Ulu Cami, yazılı en eski Kuran yazımlarının bulunması nedeniyle de son derece büyük öneme sahip. Camide 1972 yılında yapılan rutin yenileme çalışmaları sırasında Kur’an sayfalarını da içeren Sana’a El Yazmaları bulundu. Parşömen sayfalar, günümüzde var olan en eski Kur’an yazmalarından biridir. Karbon testleri sonucu el yazmalarının 671 yılında yazılmış olduğu yüzde 99 doğruluk payıyla kanıtlanmış durumdadır.

Sana’a El Yazmaları dünyada toplanmış en önemli el yazmalarındandır. Yazmaların incelenmesi tam olarak tamamlanmamış olmakla birlikte 80 civarında sayfanın varlığı biliniyor. Bu sayfaların 36 tanesi Yemen El Yazmaları Merkezi’nde, 4 tanesi özel koleksiyoncularda, geri kalan 40 tanesi ise Sana’a Ulu Cami’ndeki Doğu Kütüphanesi’nde bulunuyor.

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın