Fallingwater, içinden şelale geçen ev

0
500
Fallingwater-Şelale evi genel görünüm
Fotoğraf: Carol M. Highsmith
Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

Fallingwater, bir şelalenin üzerinde yer alıyor. Dünyanın en iyi mimarı olarak tanımlanan Frank Lloyd Wright’ın tasarımı olan ev, modern zaman konutlarının ve organik mimarinin başyapıtlarından biri olarak görülüyor.

Fallingwater-Şelale evi şelaleli görünüm
Fotoğraf: Daderot

Fallingwater, Amerika Birleşik Devletleri’nin Pittsburgh şehri yakınlarında doğa ile iç içe bir bölge olan Mill Run’da yer alıyor. Yörede bulunan Bear Run ırmağı üzerindeki bir şelalenin tam üstüne inşa edilmiş olan ev organik mimarinin ilk örneklerinden. Fallingwater ismi Frank Lloyd Wright tarafından verilmiş, “Kaufmann Evi” olarak, sahiplerinin ismiyle de anılıyor. Ülkemizde ise daha çok “Şelale Evi” olarak adlandırılıyor.

Fallingwater’ın yapılış öyküsünün merkezinde Kaufmann ailesi yer alıyor. Liliane, Edgar ve oğulları Edgar Jr. olarak 3 kişilik bir aile olan Kaufmann’lar, 1930’lu yıllarda bir alışveriş merkezinin sahipleriydiler. Aile, Pittsburgh’ta yaşıyordu ve oldukça zengindi.

Pittsburgh, o yıllarda çelik endüstrisinde ilerlemişti ama endüstrinin getirdiği hava kirliliğinden dolayı “Dumanlı Kent” olarak anılıyordu. Bu nedenle Kaufmann ailesi, diğer tüm şehir sakinleri gibi, fırsat buldukça Pittsburgh’un güneydoğusunda yer alan Appalachian Dağları’ndaki Bear Run ırmağı kıyısında tatil yapıyorlardı.

Fallingwater-Şelale evi Kaufmann ailesi
Kaufmann ailesi
Fotoğraf: explorepahistory.com

Edgar Kaufmann, çalışanlarının da tatil yapabilmelerini sağlamak için ırmak kenarında satın aldığı arazide yaz kampları düzenlemek istedi. Kamp, çalışanların kalabileceği küçük kulübelerden oluşuyordu. Ancak o yıllarda Amerikan ekonomisinde yaşanan büyük buhran, birçok insanın günlük yaşamını zorlaştırmıştı. Dolayısıyla çalışanların kampa katılacak zamanları ve paraları yoktu. Bu durumda, Kauffman Ailesi, araziyi kendileri için kullanmaya karar verdi.

Kamp evleri küçük bir kulübeden oluştuğu için kendilerine yetersiz geliyordu. Ayrıca, çevreye tatile gelen insanların kullandığı yola da çok yakındı; gürültü ve trafik gittikçe artıyordu. Aile, böylece arsalarının daha sessiz bir bölgesinde modern bir tatil evi inşa ettirmek için uygun bir mimar arayışına girdiler.

O yıllarda oğulları modern sanat ve tasarımla çok ilgileniyordu; Frank Lloyd Wright’ın açmış olduğu mimarlık okuluna gitmeye başlamıştı. Oğullarının bu ilgisi anne-baba Kaufmann’ın da mimara ve eserlerine ilgisini artırmıştı. Ayrıca, Frank Lloyd’un kendileri gibi bir doğa sever olduğunu da biliyorlardı. Fazla düşünmeden evlerinin tasarımını Frank Lloyd’un yapmasına karar verdiler ve mimarla 1935 yılında tatil evlerinin yapımı için anlaştılar.

Tatil evi düşüncesinden örnek mimariye

Kaufmann ailesinin en önemli isteği, arsalarında bulunan küçük şelaleyi yaptıracakları evlerinden rahatlıkla görebilmekti. Frank Lloyd Wright, araziyi gördüğü anda evi şelaleyi gören bir yere değil, şelalenin tam üzerine yapmaya karar verdi. Şelale evin dolayısıyla da ailenin bir parçası olacaktı. Fikri önce şaşkınlıkla karşılayan çift, Frank Lloyd’un mimari yaratıcılığı ve mesleki bilgisi karşısında ikna oldular.

Fallingwater-Şelale inşaası
Fotoğraf: Gene Work

İnşaatın en büyük problemi, evin konumunun Frank Lloyd’un yapmak isteği ev için bir temel oluşturacak kadar geniş olmamasıydı. Yasal olarak izin verilen alan, istenilen ev genişliği için küçüktü. Frank Lloyd bu durumu çözmek için konsollu bir yapı kullandı. Yani evi sütunlar üzerine kurmaya karar verdi. Böylece evin oturacağı alan izin verileni geçmeyecek ama sütunlar üzerine inşa edilen ev istenilen büyüklükte olabilecekti. O tarihlerde bu bir yenilik hatta niteliğindeydi.

Fallingwater-Şelale evi duvarın yapımı

Fallingwater-Şelale evi inşaat
Fotoğraf: Columbia Üniversitesi kütüphanesi

Konsol uygulaması Frank Lloyd ile Edgar Kaufmann arasında tatsızlık yaşanmasına neden oldu. Kaufmann, mimarın konsol tasarımının danışman bir firmanın mühendisleri tarafından gözden geçirilmesini istedi. Duruma çok sinirlenen Frank Lloyd suç duyurusunda bulunarak Kaufmann’a vermiş olduğu çizimlerini geri istedi ve projeden çekileceğini söyledi. Tatsızlık Edgar Kaufmann’ın durumu kabullenmesiyle son buldu ve Frank Lloyd 1936 yılında Fallingwater’ın yapımına başladı. Ev, 1939 yılında tamamen bitti.

Fallingwater-Şelale evi önden panoramik
Fotoğraf: Teemu008

Fallingwater, ana ev, konuk evi ve bir garajdan oluşmaktadır. Ana ev, 5.330 metrekaredir. Bu alanın 2.885 metrekaresi teras için kullanılmıştır.

Merdivene oturup şelaleyi seyretmek

Güçlü yatay ve dikey çizgilerle ayırt edici özelliklere sahip olan Fallingwater, organik mimari ile kübist mimarinin bir karışımı olarak tasarlanmış modern bir yapıdır.

Arsadan çıkan doğal taşların duvar, şömineler hatta bazı alanlarda zeminlerde de kullanılması sanatçının ve yapının organik mimari tarzının en önemli göstergeleridir. Büyük pencereler, teraslar ve balkonlar da doğaya olan yakınlığı daha vurgulu hale getirmektedir.

Fallingwater-Şelale evi şelale merdiveni
Fotoğraf: Suttonls

Şelalenin sesi evin her yerinden duyuluyor olsa da kendisini görmek için dışarıya çıkmak gerekiyordu. Bunun için oturma odasından su seviyesine kadar inen bir merdiven inşa edildi. Aralarında Einstein’ın da bulunduğu Kaufmann ailesinin pek çok ünlü misafiri bu merdivenlerde oturarak şelaleyi seyretti.

Frank Lloyd Wright’ın birleşik ve organik bir kompozisyon yaratma arzusu Fallingwater’daki renk paletini sınırlı hale getirmiştir. Yapıda, sadece iki renk kullanılmıştır: beton için hafif bir kehribar ve çelik için kırmızı.

Fallingwater-Şelale evi giriş
Fotoğraf: Hannah Rosen

Müze olarak hizmet veriyor

Edgar Jr. 1963 yılında Fallingwater’ı ailesinin anısına Batı Pensilvanya Doğa Koruma Kurumu’na devretti. Tatil evi, bir dizi restorasyon geçirdi ve güçlendirildi. 1964 yılından bu yana, mobilyalarıyla, sanat eserleriyle ve eşsiz mimarisi ile müze olarak dünyanın her tarafından gelen ziyaretçileri ağırlıyor.

Ününe ün katan ödüller ve listeler

UNESCO Dünya Mirası için aday gösterilmiş olan Fallingwater, pek çok başarı elde etti ve oldukça rağbet gördü. İşte bunlardan birkaçı:

  • 1938 yılında Time Magazine’in Ocak sayısının kapağında yer aldı.
  • Smithsonian’ın 28 yeri içeren “Ölmeden önce görülmesi gereken yerler” listesinde yer aldı.
  • 1966 yılında “Ulusal Tarihi Yerler” arasında ilan edildi.
  • 1991’de Amerikan Mimarlar Enstitüsü’nün üyeleri tarafından “Amerikan mimarisinin en iyi eseri” seçildi.
    2007’de Amerikan Mimarlar Enstitüsü AIA’in “En sevilen mimari yapılar” listesinde 29. sırada yer aldı.

Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUMUNUZ

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın