Chambord Şatosu

0
62
Chambord Şatosu önden görünüm
Fotoğraf: TWojtowicz
Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

Geleneksel Fransız ortaçağ biçimlerini İtalyan Rönesans mimarisi ile harmanlayan Chambord Şatosu, dünyadaki en görkemli şatolardan biri. Fransa Kralı I. Francis tarafından av köşkü olarak yapımına başlanmış olan şato, 1981 yılından bu yana kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor.

Chambord Şatosu çatı detayı

Fransa’nın Loire bölgesinde Blois şehri yakınlarında bulunan şato tüm ihtişamına rağmen pek sahiplenilmemiş. İnşasına, İtalyan Rönesans mimarisinden çok etkilenen Kral I. Francis’in emri ile 1519 yılında başlanmış. Ancak kral şatoda sadece 72 gün kalmış, hatta tamamlanmasına bile şahit olamamış. Şato hiç bir zaman tam olarak döşenmemiş, kullanılacağı zamanlarda kraliyet deposundan götürülen mobilyalarla döşenmiş.

Chambord Şatosu daha sonraları pek çok kral ve komutan tarafından kısa süreli ikametgah ya da partiler yapmak için kullanılmış. Bazen de sanatsal gösterilere ev sahipliği yapmış. Örneğin Moliere’in Kibarlık Budalası oyununun ilk gösterimi şatoda yapılmış.

Fransız Devrimi sırasında yağmalanan Chambord Şatosu, 1870 ve 1871 yılları arasında yapılan Alman-Fransız savaşı sırasında da askeri hastane olarak kullanılmış. İkinci Dünya Savaşı sırasında Louvre Müzesi koleksiyonun bir kısmı güvenlik amaçlı olarak buraya taşınmışsa da, eserler arasında bulunan Mona Lisa bir süreliğine Hitler’in eline geçmiş.

Kale benzeri tasarım

Chambord Şatosu’nun orijinal tasarımını, tam olarak bilinmemekle birlikte, Domenico da Cortona ya da Leonardo da Vinci’nin yaptığı tahmin edilmektedir.

Chambord Şatosu üstten görünümOrtaçağda yapılan şatolar, savunmalarının güçlü olabilmesi için genellikle geniş bir bahçe alanı ve şatoyu çevreleyen hendekler gibi unsurları içeriyorlardı. Chambord Şatosu düzeni, köşe kuleleri ve hendeği ile tipik bir kaleyi anımsatsa da savunma amaçlı olarak yapılmamıştır. Duvarlar, köşe kuleleri ve hendek tamamen dekoratif amaçlar taşımaktadır.

Chambord Şatosu teras
Fotoğraf: Cristian Bortes

Bina, mimari konsept olarak ortaçağda inşa edilen kalelerin mimari özelliklerini taşımasının yanı sıra locaları ve terasları ile de İtalyan Rönesans mimarisinin özelliklerini de barındırmaktadır. Bu anlamda, tasarımsal olarak görkemli bir senteze sahiptir. Kare şeklinde olan şatonun her köşesinde koni biçimli kuleler yükselmektedir. Şato, 156 metre uzunluğunda, 56 metre yüksekliğindedir.

İç mekan

Rönesans tarzında inşa edilen iç mekan düzeni, ortaçağdaki koridorlu odalar tarzından uzak olarak tasarlanmıştır. Odalar kendine yeten süitler olarak Fransız ve İtalyan tarzının erken bir örneğidir.

Chambord Şatosu’nun pek çok yerinde I. François ve Fransa’yı sembolize eden “F” harfi bulunmaktadır. Göze çarpan bir diğer sembol ise ateş püskürten bir semenderdir. Şatoda, 440 oda, 282 şömine ve 84 merdiven bulunmaktadır.

Çatı

Şatonun en dikkat çekici özelliklerinden biri benzersiz çatısıdır. Çatı, asimetrik olarak yerleştirilmiş on iki tür kule ve üç tür baca ile bir şehir siluetini çağrıştırmaktadır.

Chambord Şatosu çatısı
Fotoğraf: B.Jankuloski

Sekiz yüzden fazla heykel sütunu ve kulelerin arasında yer alan 365 adet baca ile özenle dekore edilmiş olan çatının orta kısımda ise bir ışık kulesi yer almaktadır.

Chambord Şatosu merdivenÇift sarmal merdiven

Çift sarmal merdiven, şatonun iç mimarisinde öne çıkan en büyüleyici unsur olarak görülmektedir. Üst üste iki sarmal olarak inşa edilen merdivenler hiç karşılaşmadan üç kata da çıkmaktadır. Çatıdaki ışık kulesinden aldığı ışıkla aydınlanan sarmal merdiven 274 basamaktır. Merdivenin çevresinde yer alan dört adet koridorun sağ ve sol taraflarında bir kişinin kalabileceği daireler yer almaktadır.

Merdivenleri Leonardo da Vinci’nin tasarlamış olduğu sanat tarihçileri arasında oldukça yaygın bir inanıştır. Gerekçe olarak da Da Vinci’nin o dönem Kral I. François’nın hizmetinde olması ve mezarının Chambord Şatosu’nun yer aldığı Loire vadisindeki bir diğer kraliyet şatosunda bulunması gösterilmektedir.

Chambord Şatosu’nun çevresinde 13.000 dönüm ormandan oluşturulmuş bir park ve av alanı bulunmaktadır.

Chambord Şatosu park ve av alanı
Fotoğraf: Cristian Bortes

Otuz iki kilometre uzunluğunda bir duvarla çevrili olan ve altı giriş kapısına sahip olan parkta çok sayıda yabani hayvan yaşamaktadır. Park, Avrupa’nın etrafı çevrili en büyük parkı unvanına sahiptir.

Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUMUNUZ

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın