Yerebatan Sarnıcı

YORUM YAZIN 0
352
Yerebatan Sarnıcı, genel
Fotoğraf: Dpnuevo
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.
Yerebatan Sarnıcı, İstanbul'daki en büyük kapalı sarnıç
Fotoğraf: yerebatan.com

İstanbul’un altında adeta bir sütunlar ormanı oluşturan Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’daki en büyük kapalı sarnıç olduğu gibi, kentin en hayranlık uyandıran tarihi yapılarından da biri. Tarihi altıncı yüzyıla uzanan sarnıç, görkemli özellikleri nedeniyle halk arasında “Yerebatan Sarayı” olarak da biliniyor.

Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’da Sarayburnu’nun tarihi yarımadasında, Ayasofya’nın güneybatısında yer alıyor. 532 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus döneminde inşa edilmiş olan yapı, Stoa Bazilikası’nın altında yer aldığı için “Bazilika Sarnıcı” olarak da biliniyor.

Sarnıç, yüzyıllar boyu 100 bin metreküpe ulaşan su depolama kapasitesi ile imparatorluk sarayının ve çevre binaların su ihtiyacını karşılamış. Sarnıcın suyu Bizans imparatorları Valens ve I. Justinianus tarafından yaptırılan, yaklaşık 1.100 metre uzunluğundaki Mağlova Kemeri ile Belgrat ormanlarındaki Eğrikapı’dan getirilmiş.

Yerebatan Sarnıcı, giriş
Yerebatan Sarnıcı’nın girişi Fotoğraf: David Bjorgen

Bizans imparatorları saraydan taşınınca da sarnıç kapatılmış. İstanbul’un fethinden sonra ise, durgun su barındırdığı için Osmanlılar tarafından bir süre Topkapı Sarayı’nın bahçe sulamasında kullanılmış, sonrasında unutulmuş. İnşasında 7 bin kölenin çalıştığı söylenen Yerebatan Sarnıcı, Bizans kalıntılarını araştıran Hollandalı araştırmacı ve gezgin Petrus Gyllius tarafından 1546 yılında yeniden açığa çıkarılmış.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında iki kez restore edilen sarnıç, 1985-1987 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kapsamlı olarak temizlenmiş ve ahşap bir gezi platformu yapılarak ziyarete açılmıştır. Yerebatan Sarnıcı, günümüzde tarihi bir müze olarak hizmet verdiği gibi çeşitli ulusal ve uluslararası etkinliklere de ev sahipliği yapmaktadır.

Olağanüstü bir sütun ormanı

Uzunluğu 140 metre, genişliği 70 metre, derinliği ise 9 metre olan dikdörtgenler prizması şeklindeki sarnıca elli iki basamaklı bir merdivenle iniliyor. Toplam 9.800 m2 alana sahip olan sarnıcın kalın duvarlarında ve zemininde tuğla kullanılmış. Hem duvarlar hem de zemin Horasan harcı ile sıvanarak su geçirmez hale getirilmiş.

Tavan, her biri dokuz metre yüksekliğinde olan 336 adet mermer sütun tarafından destekleniyor. Sarnıcın ağırlığı, çapraz şekilli tonozlar ve çatının yuvarlak kemerleri sayesinde sütunların üzerinde uzanıyor. Sütunlar birbirlerinden beşer metre aralıklı 12 sıra, 28 sütun halinde simetrik olarak düzenlenmiş. Sarnıcın orta kısımlarından sonra yer alan yaklaşık 40 metre uzunluğunda, 30 metre genişliğindeki bir duvar ağırlığa destek amacıyla onarımlar sırasında eklenmiş. Duvarın arkasında kalan 40 sütun bu nedenle görülemiyor.

Yerebatan Sarnıcı, tavan
Sarnıcın tavanından bir detay Fotoğraf: yerebatan.com

Sütunların büyük bir kısmı imparatorluğun çeşitli bölgelerindeki eski yapıların kalıntılarından getirildiği için farklı mermer çeşitlerinden oyulmuşlar. Bazıları tek parçadan bazıları ise üst üste iki parçadan oluşan ve çoğunluğu silindirik olan sütunların başları da stil olarak farklılık gösteriyor. Sütun başları, bir kaç tanesi haricinde çoğunlukla iyonik ve korint stillerini yansıtıyor.

Yerebatan Sarnıcı, Gözyaşı Sütunu
Fotoğraf: Mattpopovich

Gözyaşı Sütunu

Sütunlar içinde en dikkat çekenine “Gözyaşı Sütunu” adı verilmiş. Sütunun üzerinde tavuskuşu gözü, dallar ve gözyaşı şekillerinden oluşan oymalar ve işlemeler yer alıyor. Sütun, 4. yüzyılda Roma döneminde, günümüzde Beyazıt Meydanı olarak bilinen, o günkü adıyla Forum Tauri Meydanı’nda yer alan Büyük Theodosius’un yaptırdığı zafer takındaki sütunlara benzetiliyor. Eski metinler ise, sütundaki gözyaşlarının Büyük Bazilika’nın inşası sırasında ölen yüzlerce kölenin anısına olduğunu ileri sürüyor.

Medusa’nın başları

Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının dişi canavarları olan Gorgonlar, keskin dişli, saçları canlı yılanlardan oluşmuş üç kız kardeştir. Euryale, Stheno ve Medusa adlı bu üç kız kardeşten sadece Medusa ölümlüdür ve göz göze geldiği herkesi taşa çevirme gücüne sahiptir.

Yerebatan Sarnıcı, Medusa başı
Fotoğraf: yerebatan.com

En inanılan mitoloji anlatısına göre, Medusa aslen çok güzel bir genç kızdır. Tanrıların büyük beğenisini toplamakta ancak tanrıçaları da kıskandırmaktadır. Zeus’un kızı olan Tanrıça Athena kıskançlığından Medusa’yı gorgon yaparak cezalandırır. Bununla da yetinmeyip Perseus’la iş birliği yaparak Medusa’nın başını kestirir. Perseus, düşmanlarını taşa çevirmek için Medusa’nın kesik başı ile savaşlara katılır ve kazanır. Bu nedenle Medusa Başı, antik dönemde bakanların taş kesilmemesi için ters veya yan olarak kılıç kabzalarına işlenmiş, sütun kaidelerinde kullanılmış, böylece kötülüklerden korunulacağı düşünülmüştür.

Bu Medusa başlarından iki tanesi Yerebatan Sarnıcı’ndaki iki sütunun altında kaide olarak yer alıyor. Biri ters diğeri de yan olarak yerleştirilmiş olan başların hangi yapılardan sökülerek getirildiği bilinmemekle beraber, dördüncü yüzyıla yani Genç Roma Dönemi’ne ait bir yapıdan alınmış olunduğu sanılıyor. Bazı görüşler sarnıcın inşası sırasında başların sadece sütunlara kaide olarak getirildiğini, bazıları ise sarnıcı korumak üzere özel olarak sökülüp getirildiğini savunuyor.

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın