Le Corbusier

YORUM YAZIN 0
1911
Le Corbusier, Villa Savoye genel
Fotoğraf: Valueyou
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

Le Corbusier, Portre1887- 1965

Modern mimarinin şekillenmesinde devrim niteliğinde adımlar atan ve eserler bırakan Le Corbusier, yirminci yüzyılın en önemli mimarları arasında yer alıyor. Kariyeri boyunca pek çok ödül kazanan sanatçının yedi ülkede yaptığı on yedi bina “Modern Harekete Olağanüstü Katkı” olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ne yazıldı.

Çağdaş mimarinin öncülerinden olan Le Corbusier, modernizme yaptığı katkıların yanı sıra, toplu konut projeleri de üreterek insanların daha iyi koşullara sahip evlerde yaşamaları için çalıştı. Modern bakış açısı ile mimarideki pek çok düşünce biçimini değiştiren sanatçı, sadece mimari anlamda değil, tasarımcı, ressam, şehir planlamacısı ve yazar kimliği ile de ardında pek çok eser bıraktı.

Le Corbusier, aile fotoğrafı
Jeanneret Ailesi Fotoğraf: fondationlecorbusier.fr © FLC/ADAGP

Gerçek ismi Charles-Edouard Jeanneret olan Le Corbusier, 6 Ekim 1887’de İsviçre’de Neuchâtel kantonunun küçük bir sanayi şehri olan La Chaux-de-Fonds’da, ailesinin ikinci çocuğu olarak doğdu. Babası saat kadranı oyma ustası, annesi müzisyen ve piyano öğretmeni, ağabeyi Albert ise amatör bir keman sanatçısıydı.

Le Corbusier, oldukça erken yaşta okuldan ayrılarak bir yandan babasının yanında çalışmaya, bir yandan da saat yapımında kullanılan sanatları öğrenmek için belediyenin açmış olduğu bir sanat okulunda okumaya başladı. Okulda öğretmeni Charles L’Eplattenier’nin vesayeti altına girdi. Öğretmeninden sanat tarihi, çizim ve art nouveau tarzının estetiğini öğrendi. Ayrıca, L’Eplattenier’in yüksek dekorasyon konusundaki özel kurslarına katıldı. Le Corbusier, sonunda öğretmeninin de önerisiyle mimari ile ilgilenmeye karar verdi. Mimari eğitimi almasa da okuyarak, çizerek ve uygulayarak kendini geliştirdi.

İlk ev

Le Corbusier, 18 yaşına geldiğinde, sanat okulunda mimarlık derslerine giren mimar René Chapallaz’ın gözetim ve denetiminde ilk evini tasarladı ve inşa etti. Villa Fallet adı ile anılan ev, cephesinde renkli geometrik desenler yer alan, dik çatılı ve bölgeye uygun bir dağ evi idi. Ev oldukça beğenildi ve sanatçıya benzer evler yapma fırsatı kazandırdı.

Le Corbusier, Villa Fallet
Villa Fallet Fotoğraf: fondationlecorbusier.fr © FLC/ADAGP

Sanatçı, mimarlığın yanı sıra, baba mesleğini de bırakmıyor ve saat kapaklarına çizim ve gravür çalışmaları yapmaya da devam ediyordu.

Le Corbusier, çizimlerinden bir örnek
Sanatçının çizim koleksiyonundan bir sayfa Fotoğraf: fondationlecorbusier.fr © FLC/ADAGP

Stil kazandıran geziler

Le Corbusier, 1907 yılında İtalya, Viyana, Münih ve Paris de dahil olmak üzere orta Avrupa ve Akdeniz ülke ve şehirlerini gezdi. Gezileri sırasında mimarlığın bir bilim dalı olduğunu savunan rasyonalist mimar Auguste Perret ve betonarme inşaatın öncüsü olan mimar Peter Behrens ile çalışma olanağı yakaladı. Çağdaşı Mies Van der Rohe ile tanışma fırsatı buldu. Bu gezi sonrasında, beş ay süren ve İstanbul’u da içine alan bir geziye daha çıktı. Gezileri sırasında pek çok çizim yaparak bir çizim koleksiyonu oluşturdu.

Yaptığı geziler, Le Corbusier’in hem mimari eğitiminin gelişmesinde hem de mimari anlayışının şekillenmesinde çok önemli bir rol oynadı.

Eve dönüş ve Jeanneret-Perret Evi

Sanatçı, gezileri sonrasında 1912 yılında doğduğu topraklara geri döndü ve beton kullanımı ile ilgili fikirlerini uygulamaya başladı. İlk bağımsız ve kişisel projesi olan Jeanneret-Perret Evi, aynı zamanda ilk iddialı tasarımı da oldu. Ailesi için tasarladığı ev, beyaz çimento ile kaplı olmasından dolayı “Maison Blanche /Beyaz Ev” olarak da ünlendi.

Le Corbusier, Jeanneret-Perret Evi
Jeanneret-Perret Evi Fotoğraf: Eveline Perroud

Beyaz Ev, o güne dek yaptığı evlerden daha büyüktü ve tarzı da daha yenilikçiydi. Evin temel yapısında dört adet sütun kullandı ve daha sonraki tasarımlarında da kullanacağı açık iç mekanın ilk örneğini deneyimledi. Sanatçı, 1912 ile 1915 yılları arasında yaşadığı ve çalıştığı evi, hayal ettiğinden daha masraflı olduğu için sattı.

Le Corbusier, Dom-Ino
Dom-Ino Projesi

Dom-Ino

Le Corbusier, bir yandan ev yapımına devam ederken bir yandan da modern teknikler ve betonarme konusundaki çalışmalarını yoğunlaştırdı. Dom-Ino Evi adını verdiği projede az sayıda ince beton sütun tarafından desteklenen açık bir kat planı ön gördü. Böylece hem cephede hem de iç mekanlarda duvarlar bölme olarak kullanılabilecek ve istendiğinde değiştirilebilecekti. Bu da ev planları için sınırsız sayıda kombinasyon yapılabilmesi anlamına geliyordu. Le Corbusier, projesinin patentini aldı ve mimari tarzını bu proje ile daha da şekillendirmiş oldu.

Le Corbusier, tablo
Sanatçının “İki müzisyen” isimli yağlı boya tablosu / 1937 Fotoğraf: fondationlecorbusier.fr © FLC/ADAGP

Paris yılları ve pürizm

Sanatçı, 1917 yılında yaşamak üzere Paris’in yolunu tuttu. Ancak bu döneminde mimariden çok resim ile ilgilendi, kitap yazdı ve dergi çıkardı. Ressam Amédée Ozenfant ile kübizmde yaygın olan süsleme stilini tamamen reddeden ve arıtılmış, net biçimlere dönmeyi amaçlayan yeni bir sanatsal hareketi kurdu: Pürizm. İki sanatçı, yarattıkları yeni akımın prensiplerini After Cubism/Kübizm Sonrası adlı bir kitapçıkta topladılar. Pürizm akımını benimseyen şair Paul Dermée’yi de aralarına alarak L’Esprit Nouveau / Yeni Ruh isimli bir dergi çıkarmaya başladılar. Yayının ilk sayısında sanatçı, gerçek ismi yerine Le Corbusier ismini kullandı. Yeni ismini, dedesinin adının kısaltması olarak açıklasa da, sanatsal olarak kendini temsil etmek için tek bir ismi benimsemenin daha doğru olduğunu düşünüyordu.

Le Corbusier, aynı yıllarda toplu konut anlayışına farklı bir bakış açısı getiren ilk kitabını yayınladı. “Mimarlığa Doğru” isimli kitabında geleneksel ve süslü mimari anlayışını eleştirerek, sade ama işlevsel yapıları savundu.

1922 yılında kuzeni Pierre Jeanneret ile 1950’li yıllara kadar sürecek bir ortaklık kurarak bir stüdyo açtı ve mimariye geri döndü. Bu dönemde savunduğu mimarinin tüm kuramlarını kullandığı Citrohan Evi’ni tasarladı. Citrohan, 40 evlik bir işçi şehri idi. Binalar, sütunlarla destekleniyor, büyük ve kesintisiz cam ile kaplı cepheleri sayesinde doğal ışık alıyor ve çatı terasları bulunuyordu. Evler, sanatçının toplumsal idealleri olan işlevsel ve uygun fiyatlı bir mekan yaratma isteğinin bir yansımasıydı.

Esprit Nouveau Pavyonu

Le Corbusier en önemli eserlerinden birini 1925 yılında düzenlenen Paris Uluslararası Modern Dekoratif ve Endüstriyel Sanatlar Sergisi için tasarladığı sergi binası ile gerçekleştirdi.

Le Corbusier, Esprit Nouveau Pavyonu
Fotoğraf: niccolovonci.com

Esprit Nouveau olarak adlandırdığı yapı, camla kaplı beyaz bir kutu görünümündeydi. Pavyonun bir özelliği de inşaat alanındaki ağaçlara zarar vermemesi, hatta bir tanesinin kesilmeden çatıdan çıkan bir delikle yapıya dahil edilmesi idi.Yapı çok eleştiri alsa da eski ile yeni arasındaki tartışmada belirleyici bir dönüm noktası oldu.

Modern mimarinin beş ilkesi

Le Corbusier , 1927 yılında kuzeni Pierre Jeanneret ile mimari tarzının ilkelerini tanımlayarak yayınladı. Günümüzde de hem mimaride hem de mobilya ve mekan tasarımında örnek alınan ilkeler beş tanedir:
Sütun – Zeminde yaşam alanlarını özgür bırakan, nemi engelleyen ve yapıya aydınlık kazandıran sütun kullanımı.
Çatı terası – Eğimli çatı ile yaşam alanını genişleten ve çeşitlendiren; spor, bitki yetiştirme gibi faaliyetlerin yapılabileceği güneşli bir mekan oluşturulması.
Açık plan – Duvarların çelik veya betonarme sütunlarla değiştirilerek iç mekanın özgürce kullanılması, iç duvarların yerlerinin kolaylıkla değiştirilebilmesi.
Yatay pencere – Pencerelerin tüm ev boyunca uzatılarak maksimum aydınlığın ve çevre görüşünün sağlanması.
Açık cephe – Bina sütunlarla desteklendiği için cephenin camlarla kaplanabilmesi.

Sanata dokunuşlar

Sanatçı, mimarinin yanı sıra, fikirlerini pek çok farklı sanat alanında da hayata geçirdi. Uzun yıllar resim yapan Le Corbusier’nin mimari ile paralel olarak sürdürdüğü mobilya tasarımları da kariyerinde önemli bir yere sahip oldu.

Le Corbusier, LC4
Şezlog LC4 Fotoğraf: fondationlecorbusier.fr Cassina © FLC/ADAGP

Yaptığı mobilya tasarımları arasında en tanınanı ve hatta ikon haline geleni ise LC4 adını verdiği şezlong oldu. İskeletini krom kaplı çelik borular ile tasarladığı şezlongu inek derisi ile kapladı.

Le Corbusier, Açık El
Açık El heykeli Fotoğraf: le-corbusier-acik-el.jpg

Le Corbusier, Hindistan’da yaptığı “Açık El” heykeli ile de sanatçı kişiliğini vurguladı. Chandigarh’da yaptığı hükümet binalarından oluşan komplekste bulunan anıtsal heykelde “vermek ve almak” temasını işledi.

Modern mimariye eşsiz katkılar

Le Corbusier yazıları ve 1925 Fuarı’ndaki pavyon tasarımı ile kazandığı ün ile aralarında Villa Savoye, Birleşmiş Milletler Genel Merkezi gibi modern mimari literatüründe çok önemli yerlere sahip pek çok bina tasarladı ve inşa etti. Kariyerinin ilerleyen yıllarında ise daha çok şehir planlaması ve toplu konut projelerine yoğunlaşarak uygun fiyatlı prefabrik konutlar üzerinde çalıştı.

1930 yılında Fransız vatandaşlığına geçen sanatçı, uluslararası Modern Mimarlar Kongrelerinin (CIAM) düzenlenmesinde önemli rol oynadı. Avrupa’nın önde gelen on yedi modernist mimarı, yapılan kongreler sonunda, 1943 yılında “Atina Tüzüğü” adı verilen bir metin yayınladılar. Metinde, modern şehirlerin organize edilmesi ile ilgili önemli öneriler ve çalışmalar yer aldı. Çalışma, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da ve Amerika’da uygulanan modern mimarinin tanımlanmasında hem şehir planlamacıları hem de mimarlar için önemli bir başvuru kaynağı oldu.

Le Corbusier, sonraki yıllarında konferanslarına, yazılarına ve tasarımlarına devam etti. Marsilya’daki Unité d’Habitation toplu konut projesi ile bu konudaki hayalini de gerçekleştirmiş oldu.

Sanatçı, ateist olarak kabul edilse de mimarinin kutsal bir ortam yaratma kabiliyetine son derece inanıyordu. Bu inançla, 1950 ile 1963 yılları arasında üç başarılı dini yapı inşa etti. Bu yapıların ilki Notre Dame du Haut Ronchamp oldu. Ardından Sainte Marie de La Tourette Manastırı’nı ve Saint Pierre Kilisesi’ni tasarladı.

Modern mimarinin en büyük ustalarından olan sanatçı, yüzmek ve dinlenmek üzere gittiği Güney Fransa’da, 27 Ağustos 1965 günü kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Önemli eserleri

Villa Savoye (1928-1931)
Le Corbusier’in en ünlü yapılarından biri olan ve modern mimarinin simgelerinden sayılan bina, ağaçlarla çevrili, çimenlik bir alanda yer alıyor. Sanatçının yazdığı modernist mimarinin ilkelerini uyguladığı yapı, ince betonarme sütunlar üzerine yerleştirilmiş ve yatay bir cam bandı ile çevrelenmiş narin bir kutu görünümünde. Serbest bir cephe ve açık bir kat planına sahip binada zeminden çatı terasına doğru çıkan ve binayı dolaşan bir rampa da bulunuyor.

Le Corbusier, Villa Savoye
Fotoğraf: metalocus.es

Unité d’Habitation (1947-1952)
Sanatçının kariyerinde çok önemli bir dönüm noktası olan yapı, Avrupa’da da toplu konut projelerinin temelini oluşturdu. Beton üzerine yerleştirilen bina modüler dairelerden oluşuyor. Toplam 337 dubleks daire ve yirmi üç farklı konfigürasyon seçeneği sunan modüller, üç katlı ve her biri iki daire barındırıyor. Dairelerde sanatçının en önemli mimari yaklaşımlarından olan teraslar da bulunuyor.

Binanın en dikkat çeken özelliklerinden biri de sosyal yaşamı hareketlendirecek şekilde tasarlanmış olması. Modüller arasındaki her üçüncü kat, binanın iki ucunu birleştiren geniş koridor ile bir sosyal alan oluşturuyor. Çatıda ayrıca, spor ve sanat etkinliklerinin yapılabileceği bir koşu pisti ve küçük bir sahne de yer alıyor.

Le Corbusier, Unité d'Habitatio
Fotoğraf: fondationlecorbusier.fr © FLC/ADAGP

Chandigarh Meclis Sarayı (1952-1961)
Hindistan’da bağımsızlık sonrasında planlanan Chandigarh şehrinde yer alan saray, Le Corbusier’nin kentte tasarladığı hükümet binalarından oluşan kompleksin bir parçası.

Sanatçının en büyük ve en iddialı projesi olan binada oldukça radikal bir tasarım hakim. Terasta uyguladığı ters şemsiye şeklindeki kıvrım geniş betonların üzerinde duruyor ve dikkat çekici bir güneşlik oluşturuyor. Binanın yapımında malzeme olarak ham beton kullanan Le Corbusier, tasarımını “ülkenin geleceğe olan inancının bir simgesi” olarak tanımlamış.

Le Corbusier, Chandigarh Meclis Sarayı
Fotoğraf: Duncid
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın