Louis Kahn

YORUM YAZIN 0
1260
Louis Kahn, Hindistan İşletme Enstitüsü
Fotoğraf: Lauri Kymäläinen
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.
Louis Kahn, portre
Fotoğraf: archive.diarna.org

1901-1974

Khan, 20. yüzyılda ABD’nin en ünlü mimarlarından biriydi. İçinde yaşadığı modernist dönemin tabularına meydan okuyarak antik ören yerleri, Rönesans, DNA ve temel geometriden esinlendi. Ana akım mimarlığı zenginleştirerek, modern teknikleri eski anıtların ağırbaşlı vakarıyla birleştirdi. Mimariye, özellikle malzemeye neredeyse ruhani bir tarzda yaklaşan Louis Kahn’ın insanlığa miras bıraktığı binalar, güçlü evrensel sembolizmleriyle hem geçmiş hem de geleceğe sesleniyorlar.

“Tuğlayı düşündüğünüzde, tuğlaya “Ne istiyorsun, Tuğla?” dersiniz. Tuğla da size “Ben kemer severim” diyecektir. “Bana bak, kemer yapmak pahalıya gelir, ben de senin üstünü betonla kaplayabilirim. Bu konuda ne düşünüyorsun Tuğla?” diye seslenirsiniz. Tuğla der ki: “Ben kemer severim.” Görüyorsunuz, kullandığınız malzemeyi onurlandırmanız önemlidir. […] Bunu da tuğlayı onurlandırarak, yani istediği şeyden mahrum ederek değil, yücelterek yapabilirsiniz.”

Louis Kahn’ın malzemeyi neredeyse insanileştirdiği mistisizmini, verdiği derslerde öğrencilerine ilettiği bu ünlü paragraf kadar iyi anlatmak mümkün değil. Mimar, modernizmin sınırlarını genişleterek geliştirdiği kendine özgü stiline ancak 50’li yaşlarının başında erişti ve 74 yılında hayatını kaybetti. Yalnızca 20 yıllık bu zaman dilimi bile Louis Kahn adını Le Corbusier ve Mies van der Rohe ile birlikte modernist mimarlar tapınağının en üst katlarına yerleştirmeye yetmişti…

Louis Kahn, gençliği
Sanatçının gençlik yılları Fotoğraf: Gehry Partners

ABD’ye göç eden Yahudi bir aile

Louis Kahn, 1901’de Estonya’da, Parnu’da Itze-Leib Schmuilowsky adıyla Yahudi bir ailede doğdu. Babası 1904’te ABD’de Philedelphia, Pennsylvania’ya göç etti. Annesi ve küçük çocuk ise 1906’da ardından geldiler. Yoksulluklarla boğuşan aile, 1912’de kendilerini Amerikan toplumuna entegre etmek amacıyla Kahn soyadını aldı ve Itze-Leib’e, Louis Isadore adı verildi. Kahn, mimarlık diplomasını 1924’te Pennsylvania Üniversitesi’nden alır almaz çalışmaya başladı.

Louis Kahn, kısa boylu ve pek de iyi konuşan biri değildi. Üstelik yüzü ve boynu üç yaşındayken kötü bir kazada yanmıştı. Hayatı boyunca yanık izlerini taşıdı. Ancak hem cinsel olarak inkar edilemez bir çekiciliğe sahipti hem de iş arkadaşları ve çocuklar tarafından çok seviliyordu.

İlk projeler, parlak bir üniversite kariyeri

1926’da, hayatının büyük bölümünü geçirdiği ve çok sayıda yapı armağan ettiği Philedelphia’nın 150. yılı için yapılan binalarda tasarım şefi olarak çalışan Kahn, 1928-29 yıllarını Avrupa’yı gezip mimariyi incelemekle geçirdi. Yuvaya dönüşte, 1930’da Esther Israeli ile evlendi. Bu dönemde farklı Philedelphia firmalarıyla çalıştı.

1935, mimarın kendi bürosunu açtığı yıl olacaktır. Çalışma hayatı boyunca mimarlığın sosyal değişimde oynadığı rolle ilgilenen Kahn, İkinci Dünya Savaşı boyunca fabrika işçileri için konutlar inşa etti. 1940’lı yıllarda işçi sendikalarına ev sahipliği edecek binalar yaptı. Savaş sonrasında banliyölerde özel konutlar tasarladı. Bu çalışmalarında modernist kuralları özenle hayata geçiriyordu.

Louis Kahn, sosyal konutlar
Louis Kahn’ın 1930’larda inşa ettiği sosyal konutlar Fotoğraf: iqbalaalam.files.wordpress.com

1947 yılında Connecticut Yale Üniversitesi’nde ders vermeye başlayan mimar için efsaneleşen bir öğretim kariyeri başlamıştı. 10 yıl Yale’de kaldıktan sonra Pennsylvania Üniversitesi’ne geçti ve orada da mimarlık tarihini etkileyecek dersleriyle tanındı.

1950-51 yılları arasında Roma’da Amerikan Akademisi’nde ders verdi. Bu dönemde Yunanistan ve Mısır’ı da ziyaret eden Louis Kahn, gördüğü Eski Çağ ve Rönesans yapılarının etkisini mimarlığına dahil etmeye başladı. Bir yandan da 1950’li yıllarda yapısı çözümlenen DNA formundan ilham alarak yapılarında spiral biçimini kullanıyordu.

Kahn Roma’da ders verirken 1920’lerde başlanıp tamamlanmamış olan Neo-Gotik binanın ek yapısı olarak Yale Üniversitesi Sanat Galerisi’nin siparişini aldı. Bu proje mimarın kariyerinde olduğu kadar mimarlık tarihinde ve üniversitenin kampüsün mimari yenilenmesi ve modernizasyonunda bir dönüm noktasıydı.

Louis Kahn, Yale Üniversitesi Sanat Galerisi
Yale Üniversitesi Sanat Galerisi Fotoğraf: Elizabeth Felicella

Galerinin cepheleri tuğla ve camdan yapılmıştı. Richard Buckminster Fuller’in çerçeve mekanlarından esinlenen göz alıcı güçlendirilmiş beton tavan iç mekanın hakim özelliğini oluşturuyordu. Derinliği sayesinde aydınlatma, elektrik kabloları ve havalandırma donanımını içinde gizleyebiliyordu. Yale Üniversitesi Sanat Galerisi, mimarın bir binanın mekan düzenlemesinde mekanik ekipmanın kendilerine ait bir yer ayıran ilk projelerinden biri oldu.

Mimarlıkta devrim yaratan projeler

Mimar, ilerleyen yıllarda Pennsylvania Üniversitesi Richards Araştırma Binası, Kaliforniya La Jolly Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü, New Hampshire Phillips Exeter Akademisi ve Teksas, Fort Worth Kimbell Sanat Müzesi gibi yapılara imza attı.

Louis Kahn, Kimbell Sanat Müzesi
Kimbell Sanat Müzesi Fotoğraf: Xavier de Jauréguiberry

Peyzaj mimarları George E. Patton ve Harriet Pattison ile yakın bir işbirliği içinde çalışan Louis Kahn, Kimbell Sanat Müzesi’ni parka benzer basamaklı bir alanda kurguladı. İçerideki bina törensel bir tarzda düzenlendi: Ziyaretçiler, ilk olarak ızgara parmaklıklar arkasındaki ağaçlar ve suya gömülü bir heykel bahçesi ile çevrili yürüyüş yollarından geçiyorlar. Sonrasında ise iki yanında şelaleler halinde akan suyla dolan yansıtıcı havuzlar bulunan tonozlu sundurmalarla karşılaşıyorlar.

Kahn’ın beton tonozlar projesi, müze içine günlerin, havanın ve mevsimlerin değişimini taşıma fikrinden doğmuştu. Her tonozun en üst noktasında yer alan tavan penceresi ve altlarındaki alüminyum yansıtıcılar sayesinde sanat eserlerinin en iyi şekilde görüleceği sürekli değişen yaygın doğal ışık sağlanıyor.

Louis Kahn, Kimbell Sanat Müzesi
Kimbell Sanat Müzesi doğal ışık kullanımı Fotoğraf: Xavier de Jauréguiberry

Bu dönemdeki işlerinin çoğu uluslararası ve modernist stilde olan Kahn, ışık ve mekanın etkileşimleriyle oynamaya bayılıyordu. Yurt dışında da çalıştı. Hindistan’da Ahmedabad Hint İşletme Enstitüsü ve Bangladeş’in başkenti Dhaka’da Ulusal Meclis’i inşa etti.

İki büyük projesi olan Yale Britanya Sanatı Merkezi ve belki en iyi eseri olan Bangladeş Millet Meclisi’nin tamamlandığını göremeden 1974’te Hindistan’a giderken Pennsylvania Tren İstasyonu’nda kalp krizi geçirerek, mali iflasın eşiğindeyken yaşama veda etti.

Louis Kahn, My Architect A Son’s Journey
My Architect A Son’s Journey’nin afişi
Fotoğraf: hiaperture.files.wordpress.com

Belgesel ve sergiler

Kahn’ın sırlar ve kaosla dolu özel yaşamı da 2003 tarihli My Architect A Son’s Journey belgeseliyle uluslararası toplumun ilgisine sunuldu. Karısı Esther’den doğan kızı Sue Ann’den başka, ortağı Anne Tyng’den Alexandra adlı bir kızı ve peyzaj mimarı Harriet Pattison’dan Nathaniel isimli bir oğlu daha olmuştu. Duygular, aşklar ve kötü geçen bir çocuklukla dolu olan ve “kötü baba”yı ifşa ederken onun çocukları tarafından nasıl sevildiğini anlatan filmin yönetmeni işte bu üçüncü çocuk, Nathaniel’di.

Sanatçı, ölümünden sonra belli başlı mimarlık müzelerinde, sanat galerilerinde birçok retrospektifle anılan Louis Kahn’ın “Louis Kahn’a Yeniden Bakış” başlıklı sergisi Türkiye’de de, mimari fotoğrafının üstadı Cemal Emden’in fotoğraflarıyla, 7 Aralık 2017-4 Mart 2018 tarihleri arasında Pera Müzesi’nde yer aldı.

Önemli eserleri

Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü
Jonas Salk ilk etkili çocuk felci aşısını bulan kişiydi. Bu ünlü tıbbi bilimler uzmanı ve bakteriyolog, San Diego’nun kuzeyinde, kıyıda bir kayalık üzerinde bir laboratuar inşa ettirmeye karar verince, Kahn’ın Bilim ve Sanatta Düzen başlıklı konuşmasına katılan bir arkadaşı ona mimarı tavsiye etti. Neredeyse efsanevi bir müşteri-mimar ilişkisi içinde Salk, Khan’dan Picasso’yu davet edebileceği bir araştırma birimi inşa etmesini istedi. Proje, altı katlı iki laboratuar kanadından oluşuyor. Hizmet katları laboratuarlar arasında kalıyor, ki bu, Kahn’ın “hizmet edilen” ve “hizmet veren” mekanlar temasının bir başka ve en başarılı örneğini oluşturuyor. Denize bakan araştırma kuleleri, Kahn’ın Meksikalı mimar Luis Barragán’ı inşaat alanına davet ederek, burayı açık bir meydan olarak korumayı teklif etmesine kadar tamamlanmamıştı. Kahn’ın “binalar etrafında sarılı harabeler” kavramının izinde tasarladığı konut binaları ve bilim insanları ile kültürel alandaki liderler arasındaki fikir alışverişi için öngördüğü toplantı evi de inşa edilmeden kaldı.

Louis Kahn, Salk Enstitü
Fotoğraf: Jim Harper

Sher-e-Bangla Nagar / Bangladeş Millet Meclisi (1962-83)
Günümüzde Bangladeş’in Millet Meclisi olarak hizmet vermeyi sürdüren bina Kahn’ın aldığı en büyük ve en zorlayıcı siparişti. Mimar projeye başladığında Pakistan, başkenti İslamabad olan bir batı tarafı ve başkentin Dhaka olduğu doğu kısmından oluşuyordu. Külliye niteliğindeki binanın merkezi, ortadaki nokta çevresinde eksensel olarak yapılanan Millet Meclisi. Büyük salonu büyük bir yürüme yoluyla çevrili olan binanın etrafında sekiz yapı toplanıyor. Mekke’ye bakan güneydeki mescit genel eksenden farklı olan tek mekan. Suyolu çevresindeki rezidanslar ve ofis yapıları “V” şeklinde sıralanıyor. Havuz yerel bir teknik olan “kaz ve toprak setler oluştur” yöntemiyle yapılmış. Binalar, ülkeyi sıklıkla tehdit eden sellerden korunmaları için toprağın derin bir biçimde kazılmasından sonra inşa edilmişler.

Louis Kahn, Bangladeş Millet Meclisi
Fotoğraf: © Nahid Sultan & Saiful Aopu

Franklin D. Roosevelt Dört Özgürlük Parkı
Eskiden Welfare Adası olarak adlandırılan Roosevelt Adası, East Nehri üzerinde üç kilometrelik dar bir toprak şeridinden oluşuyor. 1973’te Vali Nelson Rockefeller ve New York Belediye Başkanı birlikte nehrin karşısındaki Birleşmiş Milletler Sekreterliği’ne bakan bir park yapılacağını duyurdular. Kahn, peyzaj mimarı Harriet Pattison ile yakın işbirliği içinde parkın anahtar birimlerinden biri olarak, “mimarinin başlangıcı” olacak bir meydan ve “doğanın toplandığı yer” olarak bir bahçe öngörmüştü. Bahçe, iki sıra halindeki ıhlamur ve kayın ağaçlarıyla çevrili. Kahn orijinal çizimde 20 metre yükseklikte çelik örtüyle kaplı bir meydan tasarlamıştı. İkinci versiyonda, alanın beton bir gölgelikle korunmasına karar verildi. Son versiyonda masif granit taşlarla inşa edilen alanda, Amerikan portre heykeltıraşı Jo Davidson’un 1933’te tasarladığı bronz bir Franklin D. Roosevelt büstü bulunuyor. Park, otuz küsur yılın ardından hayata geçirilerek 2012’de tamamlandı.

Louis Kahn, Franklin D. Roosevelt Dört Özgürlük Parkı
Fotoğraf: © franklin D. roosevelt (FDR) four freedoms park, LLC
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın