Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası

0
178
Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası
Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

Mimarisi ve olağanüstü taş oymaları ile Anadolu’daki en önemli mimari eserler arasında yer alan Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, birbirine bitişik bir cami ve hastaneden oluşmaktadır. Her iki bina da 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş olan kültür varlıklarımızdandır.

Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan Cami ve Darüşşifası, Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı bir beylik olan Mengücekoğulları dönemine aittir. Cami, 1228-1243 tarihleri arasında Mengücekli Beyi Ahmed Şah tarafından, Darüşşifa ise yine aynı tarihte, Ahmed Şah’ın eşi Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. Baş Mimarı, Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’tır.

Eşsiz taş oymalarla bezenmiş üç anıt kapı

13. yüzyıl Anadolu-Türk mimarlık örnekleri arasında özel bir konuma sahip olan Cami ve Darrüşşifa’nın en önemli özelliği, özellikle kapılar ve sütunlarda yer alan Ahlatlı ve Tiflisli ustalar tarafından yapılan oymalardır. Taş işçiliğinin en güzel örneklerini sergileyen oymalarda kullanılan on binlerce motifin tekrar etmemesi yapılara ayrı bir değer kazandırmaktadır.

Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası kuzey kapısı
Cennet Kapı olarak adlandırılan Kuzey kapısı

İki kubbeli bir türbeye sahip olan cami, kesme taşlarla kaplanmıştır ve dikdörtgen planlıdır. Caminin üç girişi bulunmaktadır. Ana giriş kapısı kuzey tarafındadır ve kapılar içinde en görkemli olanıdır. Cami duvarından dışarıya doğru taşmış olan anıtsal görünüme sahip kapı, oldukça yüksektir ve kabartmalı taş oymalar ile bezenmiştir.

Oymalarda çiçek, yaprak motifleri ve geometrik şekiller yer almaktadır. Kapı, üzerindeki oymaların karmaşık ve hareketli desenleri nedeniyle araştırmacılar tarafından “Barok Kapı” olarak adlandırılmış olsa da üzerindeki tüm motiflerin cenneti tasvir etmesi sebebiyle daha çok “Cennet Kapı” olarak bilinir.

Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası batı kapısı
Mengücek Beyliği’nin sembolü olan doğan figürü

Caminin diğer iki girişi batı ve doğu cephelerinde yer alır. Batı cephesindeki kapı, yoğun olarak dantel motifleri ile bezendiği için “Tekstil Kapı” olarak isimlendirilmiştir. Kapıda yer alan sütunlar çökme nedeniyle hasar görmüş, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından yuvarlak bir payanda tarafından güçlendirilmiştir. Batı kapısı da kuzey kapısı gibi dışarıya taşmış olarak inşa edilmiş ama faklı olarak cami duvarından yüksek tutulmamıştır. Süslemeleri kuzey kapısına oranla daha sadedir ve çoğunlukla farklı şekillerde lale motifleri kullanılmıştır. Kapı dışını çevreleyen nişler üzerinde Anadolu Selçuklularını simgeleyen çift başlı kartal ile Mengücek Beyliği’nin sembolü olan başı öne doğru eğik doğan figürü bulunur. Doğan figürünün başının öne eğik olması, Mengücek Beyliği’nin Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlılığını ve saygısını göstermekte, bir pençesinin havada olması ise beyliğin yanlışlık ve haksızlıklara karşı gücünü ortaya koyabileceğini vurgulamaktadır.

Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası doğu kapısı
Pencere büyüklüğünde olan Şah Kapı

Doğu cephede bulunan üçüncü giriş, caminin içinde yer alan ahşap mahfile kolaylıkla ulaşma imkanı vermektedir. Bu nedenle şahın camiye girişi için kullanıldığı tahmin edilmektedir. “Şah Kapı” olarak bilinen bu kapı, klasik Selçuklu tarzında yapılmış mütevazı bir görünüme sahiptir. Pencere büyüklüğünde olan kapının bazı kaynaklarda sonradan pencereye dönüştürüldüğü, bazılarında ise şahın yalnız Allah’ın huzurunda eğileceğini vurgulamak ve olası suikast ve saldırıları önlemek için küçük yapıldığı belirtilmektedir. Diğer kapılar gibi dışarıya doğru taşan kapının üzerinde Ahlatlı nakkaş Ahmed’in adı yazılıdır. Kapıdaki kitabede ise ”Mülk, Kahhar ve tek olan Allah’a aittir” ayeti bulunmaktadır.

Caminin kuzeybatı köşesinde yer alan tek şerefeli kesme taş minare, kaidesinde bulunan kitabeye göre 1565 yılında Kanunî Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Bu tarihte yapının, özellikle içinin onarıldığı da bilinmektedir.

Divriği Ulu Cami ve Darrüşşifası'nda kapılara yansıyan silüetler
Kapılara yansıyan silüetler

Caminin ilginç bir özelliği de giriş kapılarına yansıyan gölgelerden oluşan siluetlerdir. Caminin iki ayrı girişinde sabah namaz kılan kadın siluetinin, ikindi güneşi düştüğü zaman ise yandan bir erkek siluetinin belirdiğine inanılmaktadır. Yıllarca fark edilemeyen siluetlerin, 2005 yılında fotoğraf çeken bir turist tarafından görüntülenmesinin ardından ünleri yurt dışına kadar ulaşmıştır.

Sade iç düzen

Caminin iç kısmı, oldukça sadedir. Sekizgen payeleri birleştiren çift yönlü sivri kemerlerle farklı genişlikte yirmi beş birime ayrılmıştır. Daha geniş olan mihrap önü diğer ortaçağ Anadolu camilerinde olduğu gibi üçgen ışıklıkları bulunan piramit bir kubbe ile örtülüdür. Orta bölümdeki kubbe ise oval formdadır.

Diğer birimlerin örtü sistemini yıldız, artı ve bileşik tonozlar oluşturmuştur. Tonozların özellikle orta bölümlerinde çiçek, yaprak, yıldız ve geometrik süslemeler yer alır.

Dünyanın en uzun ömürlü ağacı olan abanoz ağacından yapılan minber, cami ile yaşıt olup bugün hala orijinalliğini korumakta ve kullanılmaktadır. Tiflisli İbrahim oğlu Ahmet tarafından yapılan minber, ağaç işlemeciliğinde kullanılan dört stilin bir arada bulunduğu önemli eserlerden biridir. Minber üzerinde 21 adet Arapça metin ile çiçek ve yaprak motifleri bulunmaktadır.

Divriği Ulu Cami ve Darrüşşifası mihrap ve minber
Mihrap ve minber

Sivri kemerli bir niş olan büyük taş mihrap ise saray kapısını anımsatan bir görünüme sahiptir. Mihrabın üst kısmı kul ile Allah arasındaki ilişkiyi sembolize eden üç boyutlu motifler ile işlenmiştir. Mihrabın önündeki alanın üzerinde yer alan kubbede günün ilk ışıklarını içeriye ulaştıran yıldız şeklinde dört küçük pencere vardır.

Caminin içinde tek parça taştan oyulmuş iki adet emanet sandığı bulunmaktadır. Bu sandıklara insanlar bir yere giderken değerli eşyalarını ve ziynetlerini bırakırlarmış. Yine cami içinde bulunan sadaka taşı ise hayırseverlerin ihtiyacı olanlara sadaka bırakmaları için yapılmış. İç mekanda kullanılan ve günümüze kalan orijinal ahşap mobilyalarından bazıları Ankara’daki Dindar Vakıflar Müdürlüğü müzesinde korunmaktadır.

Darüşşifa

Genel bir hastane formunda planlanan Divriği Darüşşifası, Anadolu’daki hastanelerin günümüze ulaşan en eski ve en önemlilerinden biridir.

Divriği UluCamiDarrüşşifa kapısıŞifahane, yapıldığı dönemde hem bedensel hem de ruhsal tedaviler için hizmet vermiştir. Osmanlı döneminde ise tedavi görevine devam etmekle birlikte pozitif ve dini ilimlerin verildiği bir medrese olarak da kullanılmıştır.

Kesme taştan yapılan bina, caminin güney duvarına dayanmaktadır. Girişi anıtsal sivri bir kemerle çevrilmiştir ve merkezde bir pencere bulunmaktadır. “Taç Kapı” olarak adlandırılmış olan giriş kapısının iç alınlık kısmında Selçuklu’yu simgeleyen beşgen ve sekizgen yıldız motifleri kullanılmıştır. Kapının sağında ve solunda, kabartma bezemelerin üzerinde insan figürleri bulunmaktadır. Bunların yüzleri zamanla aşınmıştır.

Darüşşifa iç görünümü
Darüşşifa’nın içinden bir görünüm

Orta bölümü bir ışıklık kubbesi ile örtülmüş olan hastane, biri kapalı olmak üzere dört avludan oluşur. Hastanenin içinde, kapalı avlu etrafına yerleştirilmiş küçük odalar yer alır. Odalarından bir tanesinde ise Ahmet Şah, eşi Turan Melek ve ailesinin mezarlarının yer aldığı türbe bulunmaktadır. Türbe kapısı tasavvufi motiflerle süslenmiştir.

Evliya Çelebi’nin “Methinde diller kısır, kalem kırıktır” diye anlattığı İslam mimarisinin başyapıtlarından biri olan yapı kompleksi, aynı zamanda TC Cumhurbaşkanlığı makamının da koruması altındadır.

Fotoğraflar: divrigiulucamii.com

Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUMUNUZ

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın