Edirne Selimiye Camisi ve Külliyesi

YORUM YAZIN 0
108
Selimiye Camisi ve Külliyesi
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.
Selimiye Camisi ve Külliyesi, UNESCO Dünya Mirası listesindedir.
Fotoğraf: Alan L

Osmanlı sanatının başyapıtlarından biri olan Selimiye Camisi ve Külliyesi, kubbeli yapı mimarisinde büyüklüğü, teknik açıdan mükemmelliği ve olağanüstü estetiği ile üstün evrensel değerlerin tüm özelliklerine sahip olarak 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun İstanbul’dan önce başkenti olan Edirne’de bulunan Selimiye Camisi ve Külliyesi, Sultan İkinci Selim tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. İnşasına 1568 yılında başlanan cami, 1575 yılında ibadete açılmıştır. Selimiye Camisi ve Külliyesi, cami, medrese, hamam, türbe, imaret gibi binaları da barındıran geniş bir binalar topluluğudur.

Selimiye Camisi ve Külliyesi, gece görünümü
Fotoğraf: mimarsinan.gen.tr

Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden olan cami kompleksi, form ve tasarım açısından son derece özgün, teknik açıdan da üstün niteliklere sahiptir. Hem Osmanlı İmparatorluğu’nun hem de Edirne’nin anıtsal bir simgesi olan cami, mimarlık sanatının en görkemli örneklerinden biri olarak gösterilmektedir.

Mimari özelliklerinin yanında süsleme ve bezemeleri ile de dikkat çeken yapının mihrap ve minberi mermer işçiliğinin en üst düzeyde ifadesi olarak görülmektedir. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her biri eşsiz olan özelliklerinin hiç birinin öne çıkarılmadan tasarlanmış olması yapıya efsanevi bir değer kazandırmaktadır.

Mimar Sinan, caminin inşasına başlamadan önce, kullanacağı tüm malzemeyi inşaat sahasına yerleştirmiş ve iki yıl boyunca bekletmiştir. Böylece zemini önceden sıkıştırarak oturmasını sağlamış ve inşa sonrasında oluşabilecek kaymalara ve çatlamalara önlem almıştır.

Selimiye Camisi ve Külliyesi, Mimar Sinan“Ustalık eserim”

Asıl adı Yusuf olan ve yapıtlarıyla dünyanın en önemli mimarları arasında yer alan Mimar Sinan, tarihimize Koca Mimar Sinan Ağa olarak geçmiştir. “Mimar Sinan” olarak anılsa da sadece mimar değil, aynı zamanda inşaat mühendisi ve şehir planlamacısıdır.

22 yaşında, Yavuz Sultan Selim döneminde Anadolu’dan İstanbul’a devşirme asker olarak getirilmiş, Acemi Oğlanlar Ocağı’na girerek, dönemin ünlü mimarlarıyla çalışmıştır.

Prut nehri üzerine kurdurduğu köprü ile baş mimarlık görevine yükselen Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman, II.Selim ve III.Mahmut döneminde bu görevi sürdürmüş, dört yüzü aşkın yapının baş mimarlığını üstlenmiştir.

Mimar Sinan, Selimiye Camisi ve Külliyesi’ni 80 yaşında yaşında yapmış ve anıtsal yapıyı “ustalık eserim” olarak tanımlamıştır. Cami ve külliyesi, Mimar Sinan’ın yaratıcı dehasının bir başyapıtı olarak kabul edilmektedir.

Neden Edirne?

İkinci Selim’in caminin yapımı için Edirne’yi seçmiş olmasının nedenleri konusunda çeşitli görüşler yer almaktadır. Bunlardan en geçerli olanı, İkinci Selim’in gençlik yıllarının Edirne’de geçmiş olması ve bu nedenle kente duyduğu özel ilgi ve sevgidir. Bir diğeri, İkinci Selim’in Avusturyalılarla yapacağı barış anlaşması için şehre geldiği sırada bu fikrin aklına geldiği ve karar verdiği şeklindedir. Din eksenli anlatıma göre ise, İkinci Selim’in rüyasında Hazreti Muhammed’i gördüğü ve caminin yerinin peygamber tarafından işaret edildiğidir.

Selimiye Camisi ve Külliyesi, Edirme'de bulunmaktadır
Fotoğraf: beautifulmosque.com

Edirne’nin merkezinde, eskiden Sarıbayır ve Kavak olarak adlandırılan meydanda yapılmış olan caminin yerinde daha önce Yıldırım Bayezid’in yaptırdığı bir saray olduğu bilinmektedir. Birinci Murat tarafından yapımı başlatılan, Yıldırım Bayezid tarafından bitirilen Saray-ı Atik, Edirne’ye yapılmış ilk saray olarak tarihe geçmiştir.

Selimiye Camisi ve Külliyesi, kubbe dıştan görünümEşsiz kubbe, zarif minareler

Kesme taştan yapılan caminin eşsiz özelliklerinden en başta geleni, 43,28 metre yüksekliğinde ve 31,30 metre çapındaki kubbesidir.

Ağırlığı iki bin ton olan kubbe, sekiz sütun üzerine oturtulmuştur. Sütunlar altı metre genişliğe sahip kemerlerle birbirine bağlanmakta; köşelerde dört, mihrap yerinde ise bir yarım kubbe ile desteklenmektedir.

Selimiye Camisi ve Külliyesi, kubbenin süslemeleri

Kubbenin yapımında daha önce hiç uygulanmamış bir teknik kullanılmış, azametine rağmen tek bir lebi ile örtülmüştür. Sanayi öncesi kubbeli yapı mimarisinin doruk noktası olarak değerlendirilen kubbe, tekniği kadar kalem işi süslemeleri ile de muhteşem bir estetiğe sahiptir.

Caminin aydınlatması, yenilikçi bir tasarımla kubbe kasnağında yer alan 32 küçük pencere ve yüzlerdeki altı sıra halinde üst üste yerleştirilmiş pencereler ile yapılmaktadır. Haremde 342, harem avlusunda ise 42 tane pencere bulunmaktadır. Bazı pencerelerin üstünde eski yazı ile “Allah göklerin ve yerin Nur’udur” yazılmıştır.

Dikdörtgen planlı caminin dört köşesinde dört ince ve zarif minare bulunmaktadır. Minareler külah ve alemleri dahil 85 metre yüksekliğindedir. Her minare üçer şerefelidir. Minarelerin iki tanesinin şerefelerine üç ayrı yoldan çıkılmaktadır. Böylece şerefelere çıkanların yolda birbirlerini görmemeleri sağlanmıştır.

Geniş avlu

Camide iç ve dış olmak üzere iki avlu yer almaktadır. Şadırvanlı avlu da denilen iç avluda on altı sütunlu bir revak bulunmaktadır. Önü açık olan revağın üstü on sekiz kubbe ile örtülüdür. Revaklar ibadet alanına bitişik olarak yapılmıştır ve caminin son cemaat yerini oluşturmaktadır.

Selimiye Camisi ve Külliyesi, avlu
Fotoğraf: Casal Partiu
Selimiye Camisi ve Külliyesi, avlu detay
Fotoğraf: mimarsinan.gen.tr

Avlunun ortasında mermerden yapılmış üzeri işlemeli bir şadırvan bulunmaktadır. Çatısız olan şadırvan on altı köşelidir ve tasarımıyla Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.

Camiyi üç tarafından kesme taş duvarlarla çeviren dış avluda ise sıbyan mektebi, darül kurra, darül hadis, medrese ve imaret bulunmaktadır.

Sıbyan mektebi günümüzde çocuk kütüphanesi, medrese ise müze olarak kullanılmaktadır.

Sanatın ve işçiliğin en güzel örnekleri

Selimiye Camisi ve Külliyesi’nin 1.620 metrekarelik iç mekanında hem tasarımsal hem de işçilik olarak eşsiz örnekler sergilenmiştir. Mimar Sinan, caminin dışı kadar içine de büyük önem göstermiştir.

Selimiye Camisi ve Külliyesi, iç alanı
Fotoğraf: beautifulmosque.com

Renkleri ve kompozisyonlarıyla Osmanlı çini sanatının zirvesini yansıtan ve çini sanatımız içinde çok özel bir yere sahip olan çini süslemeler sır altı tekniği ile İznik’te üretilmiştir. Çinilerin bir kısmında lacivert zemin üzerine iri beyaz harflerle sureler yazılıdır. Diğerleri ise, sümbül, lale motifleri, yapraklar, kırmızı ve mavi renkli çiçeklerle bezenmiştir.

Selimiye Camisi ve Külliyesi, iç müezzinler mahfili
Fotoğraf: Peanut99

Ahşap üstü kalem işlerinin en güzel örnekleri, kubbe, kemerler ve müezzinler mahfelinde görülmektedir. Osmanlı mimarisinde çok uygulanan ahşap üstü kalem süslemeleri üstleri sırlandığı için oldukça dayanıklı bir tekniktir. 1950 yılındaki restorasyon sırasında iskelenin düşmesiyle oluşan kazada az da olsa gördükleri hasar nedeniyle orjinallerine sadık kalınarak yeniden boyanmış ve eksik motifleri tamamlanmıştır.

Büyük kubbenin tam altında yer alan müezzinler mahfili, on iki mermer sütun ayak üzerine oturmuştur. Yüksekliği on sekiz metre olan kare şeklindeki mahfil, ceviz ağacından yapılmıştır.

Mahfelin tavanında sonsuzluğu temsil eden Çark-ı Felek bulunmakta ve caminin sonsuza kadar yaşaması dileğini vurgulamaktadır.

Selimiye Camisi ve Külliyesi, avlu, ters lale motifiTers lale motifi

Müezzinler mahfelinin mermer ayağında bulunan küçük ters lale motifi, en çok merak edilen ve hakkında farklı yaklaşımları olan konulardan biridir. Bu farklı yaklaşımlardan beş tanesi halk arasında en fazla rağbet görenleridir.

Görüşlerden en yaygını, cami arsasının sahibinin caminin yapımı için çıkardığı güçlük ve ters tutumunu simgelediği yönünde olanıdır. Bir diğeri, lalenin kör bir usta tarafından yanlışlıkla yapıldığıdır. Üçüncü anlatı, inşa sırasında Mimar Sinan’ın ölen torunu nedeniyle moral bozukluğunu sembolize etmek üzere bir kalfa tarafından yapılmış olmasıdır.

Diğer yaklaşımlar ise dini anlamdadır. Bir tanesinde, Allah ve lale sözcüklerinde aynı harfler bulunması nedeniyle çiçeğe mistik bir anlam kazandırılmış ve kutsal sayılmıştır. Diğerinde ise, lale kelimesinin eski harflerle yazılıp tersten okununca Osmanlıların kutsal alameti olan hilal sözcüğünün ortaya çıkmasıdır.

Dini çağrışımlar

Selimiye Camisi’nin tasarımında kullanılan mesafe, oran ve adetlerde, Mimar Sinan’ın tesadüfi olarak davranmadığı ve İslam dini ile ilgili çağrışımlara yer verdiği oldukça yaygın bir inanıştır.

Bu inanışa göre, cami kubbesinin tek oluşu Allah’ın tekliğini; pencerelerin beş kademeli oluşu İslam’ın beş şartını; vaaz kürsülerinin dört adet oluşu İslam’da dört mezhebin varlığına işaret etmektedir.

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın