Göbekli Tepe

YORUM YAZIN 1
2574
Göbekli Tepe dairesel tapınak
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

Şanlıurfa’nın yaklaşık 15 km. kuzeydoğusunda bulunan Göbekli Tepe, dünyanın şu ana kadar bulunmuş en eski tapınakları olduğu sanılan 20 civarı yapı barındırıyor. 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Göbekli Tepe, 2018 yılı temmuz ayında kalıcı listeye dahil edildi.

Göbekli Tepe hava fotoğrafıArkeolojik olarak Neolitik A Dönemine (M.Ö 9.600 – M.Ö 7.300 yılları) ait olan Göbekli Tepe’de, bir tepe üzerine inşa edilmiş çapları 10 ila 20 metre arasında değişen çok sayıda dairesel planlı yapı bulunmaktadır.

Göbekli Tepe'deki ördek süslemeli T sütunYapıların ortasında ve çevresinde insan betimlemesi olduğu düşünülen T biçimli sütun taşlar bulunmaktadır. Yaklaşık 20 adet olduğu tespit edilen yapılardan henüz çoğu gün ışığına çıkarılmamış olsa da yapıldığı dönemde insanlığın yaşam biçimi ile ilgili kabulleri altüst ettiği için büyük yankı uyandırmıştır. Göbekli Tepe’nin tarihlendiği dönem olan Cilalı Taş Devri ya da Yeni Taş Devri olarak da adlandırılan Neolitik Dönem, uzun bir süreyi kapsayan Taş Devri’nin Paleolitik (Kaba Taş Devri, Yontma Taş Devri) ve Mezolitik (Orta Taş Devri) devirlerinden sonra gelen yaklaşık 4 bin yıllık bir dönemdir.

Göbekli Tepe’de bulunan yapılar 3 zamansal katmana işaret etmektedir. En eski katman olan 3. katman M.Ö 10. binyıl aittir. Bu dönemde yapılar dairesel formda ve orta T sütunlar 4-6 metre boylarındadır. M.Ö 9. binyıl dönemine tarihlenen 2. katmanda ise yapılar daha küçük ve dikdörtgen formlu, T sütunlar ise çok daha kısadır. Bu dönemde T biçimli dikilitaşların yüksekliği çoğu yerde 1,5 metreye kadar düşmektedir.

Göbekli Tepe, 12 bin yıllık bir soru işareti

Göbekli Tepe T sütunlarYapılış ve kullanım amaçlarıyla ilgili hala pek çok cevapsız soru barındıran Göbekli Tepe’deki en eskisi günümüzden yaklaşık 11.600 yıl öncesine tarihlenen yapıların o dönem insanlarının tapınma ve buluşma noktaları olduğu düşünülüyor. İnsanların avcı toplayıcı ve göçebe yaşam biçimine sahip olduğu ve kalıcı yapılar inşa etmediği bir dönemde, yapımı yıllarca sürmüş ve bin yıl boyunca da kullanıldığı tespit edilen böyle bir toplanma merkezinin olması o dönem insanları ile ilgili tanımlamaların yeniden gözden geçirilmesine yol açtı. Yazı öncesi bir dönem olması nedeniyle yapılış amacı ve kullanım biçimiyle ilgili Göbekli Tepe’de bulunan yapılar bin yıl kullanıldıktan sonra insanlar tarafından bilinmeyen bir nedenle tamamen gömüldüğünden günümüze kadar çok iyi bir şekilde korunmuştur.

Göbekli Tepe’nin keşfi ve Klaus Schmidt

Klaus Schmidt Göbekli Tepe'de
Klaus Schmidt Göbekli Tepe’de kazılar sırasında

İlk olarak 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesinin ortak yürüttüğü bir çalışmaya konu olan Göbekli Tepe uzun yıllar pek önemsenmemiş. 1983 yılında bir çiftçinin tarlasını sürerken bu bölgede bulduğu bir taşı müzeye götürmesi de yine arkeologların ilgisini çekmeye yetmemiş. Ancak ilk keşfinden 32 yıl sonra 1995 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün girişimleri ile Alman arkeolog Prof. Klaus Schmidt danışmanlığında ve Şanlıurfa Müze Müdürlüğü işbirliğinde başlatılan kazılarda bir tepe üzerine inşa edilmiş çok sayıda dairesel ve spiral biçimli yapı keşfedildi. 2003 yılından itibaren Göbekli Tepe’de kazı başkanlığı görevini yürüten Prof. Klaus Schmidt, 2014 yılındaki ölümüne dek bu tarihi öneme sahip yapıların ortaya çıkarılması, dünyaya duyurulması ve korunmasına yönelik çok büyük katkılar sağlamıştır.

Göbekli Tepe’deki yapılar

Göbekli Tepe dairesel yapıGöbekli Tepe’de bulunan dairesel yapıların yapılış amaçları ne olursa olsun kalabalık insan gruplarının toplanıp vakit geçirdiği bir çeşit tören alanı olduklarına inanılıyor. Her yapı bulunuş sırasına göre alfabetik olarak bir harf ile adlandırılıyor. Çevresi 10-12 adet T biçimli sütun ile çevrelenmiş ve işlevi itibari ile tapınak olarak nitelendirilebilecek bu yapıların merkezlerinde ise daha büyük boyutlarda, karşılıklı duran iki adet T biçimli sütun bulunmaktadır. Boyları 3 ile 6 metre arasında değişen bu T biçimli sütunların ağırlıklarının da 40 ila 60 ton arasında olduğu tahmin ediliyor.

Göbekli Tepe T biçimli sütun üzerinde kollarSütunların üzerinde bulunan el, kol, kemer ve giysi kabartmaları nedeniyle bunların yüz yüze bakan insan tasvirleri olduğu düşünülüyor.

Göbekli Tepe’deki bu sütunlar üzerine ayrıca çeşitli semboller, kafasız insan ve hayvan tasvirleri de işlenmiş. Kurt kafası, yaban domuzu, turna, boğa, yaban ördeği, leylek, tilki, yılan, akrep, yabani koyun, aslan ve örümceklerin tasvir edildiği bu kabartmaların içinde en sık görülen hayvan tasvirleri ise boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, turna ve yaban ördekleri. İşlemelerin dışında sütunların üzerinde farklı büyüklükte üç boyutlu kabartma heykeller de bulunmaktadır. Bunların en görkemlisi sütundan aşağı inen formda yapılmış bir aslan kabartmasıdır. Hayvan betimlemelerinin dışında, Göbekli Tepe’deki T biçimli sütunların üzerinde H, halka ve U şeklinde birçok sembole de rastlanmıştır. Buradaki pek çok motif ve sembolün çevre bölgelerdeki Neolitik döneme ait diğer arkeolojik sit alanlarında da görülüyor olması ortak bir inanış sistemi, mitoloji ve ikonografiye sahip çok geniş bir topluluğun varlığını gösteriyor olabilir.

Göbekli Tepe’nin anlattıkları

Göbekli Tepe - içki kapları
Göbekli Tepe’de bulunan alkollü içki kapları

Göbekli Tepe’deki kazılarda ortaya çıkan yabani türlere ait çok sayıda hayvan kemiği ile hacmi 160 litreye ulaşan ve kalıntı analizleri sonucu içinde bira türü bir alkollü içki bulunduğu anlaşılan kireç taşı kaplar burada büyük şenliklerin düzenlendiğine işaret etmektedir. Arkeologlar Göbekli Tepe’nin 200 km çapında bir avlanma havzasındaki avcı gruplarının düzenli buluşma ve takas alanı olduğunu düşünüyor. Bölgedeki dairesel yapıların içinde zaman içinde yapılan tamir ve değişiklikler buradaki faaliyetlerin düzenli olarak devam ettiği izlenimi yaratıyor. Henüz tam olarak ne amaçla inşa edildiği ve kullanıldığı anlaşılamasa da Göbekli Tepe çevresinde hemen hiç insan kemiği bulunmaması buranın bir yerleşim alanı olmadığını gösteriyor.

Göbekli Tepe'deki tek kadın motifi
Göbekli Tepe’deki tek kadın motifi

Göbekli Tepe’deki buluntular arasında insan olsun hayvan olsun cinsiyeti belli tüm figürler erkek olarak betimlenmiştir. Sadece tek bir taş üzerinde, çok daha sonradan eklendiği belli olan bir kadın grafiti motifi bulunmaktadır. Bu durum Göbekli Tepe’nin erkek avcıların toplandığı bir yer olduğu düşüncesini kuvvetlendirmektedir.

Göbekli Tepe, bugüne kadar kabul edilen teori olan insanların tarıma başlaması ile yerleşik hayata geçişin aslında tersinin de mümkün olabileceğini gösteriyor. Prof. Klaus Schmidt, avcı ve toplayıcı toplulukların Göbekli Tepe benzeri merkezlerde sürekli olarak bir araya gelmelerinin sonucunda yerleşik hayata geçildiğini ve düzenli tarımsal üretimin başladığını öne sürüyor. Yapımı için çok kalabalık bir insan gücüne ihtiyaç duyulan Göbekli Tepe’deki yapıların yıllar sürmüş inşaatı sırasında insanların beslenmesi için av ve toplama besin kaynakları yetersiz kaldığından tarımsal çalışmalar yapılmış olması, sonrasında ise törenler için toplanan kalabalıkların beslenmesi ve büyük çaplı içki üretimi için de yine aynı yöntemle üretimin sürdürülmesi muhtemeldir. Yine de Göbekli Tepe’de evcilleştirilmiş bitki ve hayvan türlerine ait kalıntılar bulunamamıştır. Bulunan çok sayıda çakmaktaşı alet ise arkeologlar tarafından burada taş alet yapım faaliyetleri gerçekleştirildiği şeklinde yorumlanmaktadır.

Göbekli Tepe’nin yapımı

Göbekli Tepe'nin yapılışı ile ilgili grafik canlandırma detay
Göbekli Tepe’nin yapılışı ile ilgili National Geographic tarafından hazırlanan grafik canlandırma

Göbekli Tepe’nin etrafında bulunan kayalık arazilerde yapılan araştırmalar sonucu bulunan negatif izler, taş aletler, yarım bırakılmış çalışma izleri ve bir adet kırılmış T biçimli dikilitaş, taşların nereden taşındığı ve nasıl kesilip yontulduğu ile ilgili ipuçları vermektedir. Taşların kesilip işlenmesi, taşınması ve yerlerine yerleştirilmesi için ne kadar işgücü gerektiğine dair hesaplamalar henüz tamamlanmamış olsa da yüzlerce insanın idare edildiği düzenli bir çalışma sistemi ve hiyerarşik yapılanmanın olması gerektiği düşünülmektedir. Bu kadar erken bir döneme ait böyle yapılanmalar arkeolojik ve antropolojik açıdan şaşırtıcıdır. Taştan yontulmuş ilkel el aletlerinden başka bir aletin olmadığı bu dönemde tonlarca ağırlıktaki sütunların nasıl kesilip, taşındığı ve dikildiği henüz bilinmiyor.

Göbekli Tepe’nin bin yıllık bir kullanımın ardından çevresindeki toprakla doldurularak kapatılmasının nedenlerine dair geçerli bir teori bulunmamakla beraber dairesel yapıların içini dolduran toprak tabakasının kireçtaşı döküntüsü, heykel ve taş alet parçaları ile hayvan kemiğinden oluşan homojen yapısı ve pek çok dairenin doldurulmadan önce temizlenmiş olması bu düşünceyi desteklemektedir.

UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi‘ne kabul edilmesiyle bilinirliği artan ve dünyanın en önemli arkeolojik alanlarından bir olarak kabul edilen Göbekli Tepe hem Türkiye hem dünyadan yoğun ilgi görmektedir.

Fotoğraflar: DAI (Alman Arkeoloji Enstitüsü)

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

1 YORUM

  1. Çok harika yazıyı okuyunca çok heyecanlandım daha önce Göbeklitepe beynen ilgili bir takım bilgilerin olmasına rağmen yinede güzel bir şey

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın