Xanthos – Letoon

YORUM YAZIN 0
437
Xanthos, genel
Fotoğraf: turkishculture.org
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

Tarihte bilinen ilk demokratik birlik olan Likya Birliği’nin günümüze kadar ayakta kalmış önemli antik kentlerinden olan Xanthos ve Letoon, Likya’nın idari ve dini merkezi olmuşlardır. Önemli arkeolojik değerlere sahip olan kentlerin her ikisi de 1988 yılında kültürel miras olarak UNESCO Dünya Mirası listesine alınmıştır.

Akdeniz Bölgesi’ndeki Teke Yarımadası’nda yer alan Antik Likya Uygarlığı kentleri, yirmi üç kentten oluşan bir birliktir. Fethiye-Kaş karayolu üzerinde yer alan ve aralarında sadece 5 kilometre bulunan Xanthos ve Letoon, Likya Kent Birliklerinin günümüze dek gelmiş şehirlerindendir. Birlik, ortak bir kültür yaratmış ve arkalarında pek çok önemli eser bırakmıştır.

Xanthos genel görünüm
Fotoğraf: turkishculture.org

XANTHOS

Antalya’nın Kınık mahallesinde yer alan Antik Xanthos kenti, Likya’nın en eski ve en büyük kültür ve ticaret merkezidir. Antik çağda Likya’ya başkentlik yapmış olan kentin Likya dilindeki ismi Arnna’dır. Helenleşme döneminde Yunanlılar tarafından Xanthos olarak adlandırılmıştır.

Xanthos, tarihi boyunca pek çok istila ve savaş yaşamış, bir çok kez yangın geçirmiş ama her seferinde yeniden kurulmuştur.

Xanthos, Yazıtlı Kule Anıtı
Yazıtlı Kule Anıtı
Fotoğraf: Carole Raddato

Felaketler şehri

Xanthos’un tarihinin MÖ 1200’lere uzandığı sanılmaktadır. Homeros’un Truva Savaşı’nı anlatan destanı İlyada’da geçen metinlere göre, MÖ 1184 yılında yapılan Truva Savaşı sırasında Likya liderleri Glaucus ve Sarpedon’un, Xanthos Nehri’nin topraklarından geldiği yazılıdır. Aynı metinde Achilles’in ölümsüz ve konuşan atının ismi de Xanthos’dur.

Xanthos, MÖ 545 tarihinde Perslerin istilasına uğrayıp egemenliklerine girene kadar bağımsız olarak yaşamıştır. İstila sırasında kentlerini savunan Xanthoslu askerler yenileceklerini anlayınca kadın ve çocukları öldürmüşler, sonra da kenti ateşe vererek intihar etmişlerdir. Bu korkunç olaydan kurtulan 80 kadar Xanthoslu aile, kente gelen göçmenlerle birlikte Xanthos’u yeniden inşa etmişlerdir.

Kentin yaşadığı ikinci yangın yeniden kurulmasından 100 yıl kadar sonra, MÖ 475-450 yılları arasında yaşanmıştır. Yangın, kentin yeniden büyük bir yıkıma uğramasına, pek çok önemli eserin de zarar görmesine neden olmuştur. Yangının ardından şehir yeniden kurulmuş ancak kendilerinden vergi isteyen Atinalılarla MÖ 429-410 tarihleri arasında yaptıkları Peloponez Savaşı’nda Likyalılar bir kez daha kentlerinin yıkımına tanık olmuşlardır.

Xanthos, Roma Tiyatrosu
Fotoğraf: turkishculture.org

Peloponez Savaşı sonrası, Xanthos yeniden kurulur. Bu kez kentin kaderinde Büyük İskender vardır. İskender çıktığı “Doğu Seferi” sırasında MÖ 333 tarihinde Xanthos’u da ele geçirir. Bu dönemde kente Helenistik kültür hakim olur. Büyük İskender’in ölümüyle kent, Ptolemaiosların eline geçer. Ancak İskender’in generallerinden olan Ptolemaios varlığını pek hissettiremez.

Kent, MÖ 197 tarihinde Suriye Kralı III. Antiokhos tarafından alınır. Bu dönemde Xanthos en parlak yıllarını yaşar. Kent hem kültürel hem de ticari bakımdan çok gelişir, zenginleşir ve büyür. Likya Birliği’nin başkenti olduğu yıllar da bu döneme denk gelir.

Xanthos, tiyatro girişi ve Harpy Monument
Tiyatro girişi ve Harpy Monument
Fotoğraf: Pot Noodle

MÖ 167 tarihinde bağımsızlığına yeniden kavuşan Xanthos’un bu özgürlüğü MÖ 42 yılında Romalıların işgaliyle son bulur. Brutus’un kumandasındaki Romalı askerler kenti yerle bir eder. Likya Akropolü yıkılır, halk kılıçtan geçirilir. Xanthoslular Brutus’a teslim olmamak için bir kez daha topluca intihar ederler. Kent, bu işgalden bir yıl sonra Romalı komutan Markus Aurelius tarafından onarılır.

Xanthos, Bizans döneminde piskoposluk merkezi olur. Bölgede pek çok yıkıcı deprem ve 200 yıl kadar süren veba salgını yaşanır.

Uzun yıllardır devam eden korsan saldırılarına ve MS 8. yüzyılda başlayan Arap akınlarına dayanamaz hale gelen halk, Xanthos’u terk eder. Bölge, 13. yüzyılda Türk Beylikleri ile yeniden yerleşime açılır.

Xanthos, Harpy Monument
Orijinal Harpy Monument’tan bir detay
Fotoğraf: Twospoonfuls

British Museum’daki kalıntılar

Xanthos’ta günümüze ulaşan en eski kalıntılar M.Ö. 8. yüzyıla dek dayanmaktadır. Bu kalıntılar arasında Likya kültürüne özgü mezarlar, akropol, tiyatro ve kilise en önemli eserler arasındadır.

Likya kalıntıları 1838 yılında arkeolojik olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Kalıntılar ilk olarak Charles Fellows tarafından incelenmiştir. Fellows, kazılar sırasında elde ettiği eserlerin önemli bölümünü Londra’ya götürmüştür. Bu eserlerin tümü günümüzde Londra’daki British Museum’un Likya Eserleri Seksiyonu’nda sergilenmektedir.

Harpy Monument

Mezarlar arasında en ilginç olanı, “Harpy Monument” olarak adlandırılmış olan tek parça bir kaya üzerindeki bir mermer odadır.

Xanthos, Harpy Monument çizim
Harpy Monument’in temsili çizimi

Yaklaşık MÖ. 480-470 yıllarına tarihlenen odanın Xanthos kralı Kybernis’in mezarı olabileceği düşünülmektedir. Oyma mermer panellerle süslü mezar, Yunan arkaik tarzında oyulmuştur. Adını Yunan mitolojisinde geçen yarı insan, yarı kuş dört oyma kadın figüründen almaktadır.

Xanthos, Nereidler Anıtı British Museum
Nereidler Anıtı

Oymalar, 1841 yılında arkeolog Charles Fellows tarafından Osmanlı makamlarından izin alınarak mezardan çıkarılmış ve İngiltere’ye götürülmüştür. Günümüzde Londra’daki British Museum’da sergilenmektedir. Şu an Xanthos’ta bulunan mezar alçıdandır ve aslına uygun olarak taklit edilmiştir.

Nereidler Anıtı

Nereidler Anıtı, Likya klasik döneminden kalma bir heykel mezardır. Yontulmuş frizlerle süslü bir zeminin üzerinde bir Yunan tapınağı şeklindedir. MÖ 4. yüzyılın başında yapılan mezarın Xanthian hanedanı Arbinas’a ait olduğu sanılmaktadır. Sütunlu bir tapınak görünümünde olan mezarda savaş, av gibi sahneleri anlatan kabartmalar bulunmaktadır.

Xanthos, Nereid heykeli
Anıtta bulunan bir Nereid heykeli

Anıtın çevresinde 12 heykele rastlanmıştır. Heykeller rüzgarda uçuşan giysili kadınlardan oluşmakta; ayaklarının altında balıklar ve deniz canlıları yer almaktadır. Su perilerine benzeyen bu kadın heykellerin, Yunan mitolojisindeki denizci Nereus ve Doris’in kızları olabileceği düşünüldüğü için, anıt Nereidler Anıtı olarak adlandırılmıştır.

Mezarın yıkılmadan önce Bizans dönemine kadar kalmış olduğu düşünülmektedir. Anıt, 1840’ların başında Charles Fellows tarafından bulunmuş ve British Museum’a taşınarak restore edilmiştir.

LETOON

Muğla’nın Kumluova Köyü yakınında bulunan antik Letoon kenti Likya bölgesinin en önemli dini merkezlerindendir.

Letoon, genel
Fotoğraf: basin.kulturturizm.gov.tr

Kentin ismi efsanelere dayanmaktadır. Şair Ovidius’un anlattığı bir öyküye göre, Tanrı Zeus, güzel Leto’ya aşık olur. Leto, Zeus’un ikiz çocuklarına hamile kalır. Zeus’un kıskanç karısı Tanrıça Hera, Leto’yu takip ettirerek çocuklarını doğurmasına engel olmak ister. Hera’dan korkan Leto, Delos Adası’na kaçar ve burada güneş tanrısı Apollon ve ay tanrıçası Artemis’i doğurur. Hera’dan daha da uzaklaşabilmek için ise Lykia’ya doğru yola çıkar. Yolda kurtlarla karşılaşır ve onların rehberliğinde Xanthos Nehri kıyılarına ulaşır. Leto, yolculuğunda ona eşlik eden kurtlara minnettarlığını göstermek için bölgeye Yunanca kurt anlamına gelen “lykos” kelimesinden türetilen “Lykia” adını verir.

Letoon, panoramik
Fotoğraf: basin.kulturturizm.gov.tr
Letoon kalıntıları
Fotoğraf: Axb

Arkeolojik kazılar

Letoon kentinde ortaya çıkarılan kalıntılar MÖ 7. yüzyıldan MS 6. yüzyıl arasına tarihlenmektedir. Kent, Arap akınlarının başlaması ve Hristiyanlığın putperestlere olan tutumu nedeniyle MS 7. yüzyılda terkedilmiştir; sonrasına ait kalıntı izine rastlanmamıştır.

Arkeolojik kazılar H. Metzger başkanlığında 1962 yılında başlamış, daha sonra Christian Le Roy tarafından yürütülmüştür. Kazılar sonucunda yan yana üç tapınak, çeşme binası, kilise ve Helenistik döneme ait bir tiyatro ortaya çıkarılmıştır.

Letoon, üç dilli yazıt
Üç dilli yazıt

Ayrıca, Lykia tarihine açıklık getirecek ve Likya yazısının deşifre edilmesine yardımcı olacak yazıtlar bulunmuştur. Bunlardan en önemlisi, 1973 yılında yapılan kazılarda bulunan Grekçe, Aramca ve Lykia dilinde olmak üzere üç dilde yazılmış bir metni içeren yazıttır. Her dil, dikdörtgen taşın üç yüzünde yer almaktadır. Metinlerin uzunlukları ve içerikleri farklıdır. Lykia ve Karia Satrabı Pixodaros’un bir kararnamesi olan ve M.Ö. 358’e tarihlenen yazıt, Lykia dilinin çözülmesi açısından çok önemli olmuştur. Yazıtlar, Fethiye Müzesi’nde korunmaktadır.

Leto, Apollon ve Artemis

Letoon antik kentinde en önemli kalıntılar, yan yana duran Leto, Apollon ve Artemis tapınaklarıdır. Leto’ya adanmış olan ve ion düzeninde 6×11 sütunlu olarak yapılmış olan Leto tapınağı, 30 metreye 15 metre ebatları ile en büyük olandır. MÖ 150-100 yıllarında inşa edildiği düşünülmektedir.

Letoon, tapınaklar
Fotoğraf: basin.kulturturizm.gov.tr

Dor tarzında yapılmış olan Apollo tapınağı, Leto tapınağına kıyasla daha az korunmuş durumdadır. Helenistik dönemden kalan tapınakta bulunan bir mozaikte Artemis’in ok ve sadağı ile Apollon’un liri tasvir edilmiştir. Her iki tapınağın ortasında bulunan ve en küçük tapınak olan Artemis tapınağı ise özellikle duvar işçiliği ile dikkat çekmektedir.

Letoon, tiyatro önden görünüm
Fotoğraf: Alexander Buschorn

Kentin Helenistik döneme ait tiyatrosu günümüze değin korunmuş en önemli yapıdır. Tiyatronun sahne bölümü yıkılmıştır ancak seyircilerin oturduğu basamaklı bölüm iyi durumdadır. Kapılarında pek çok dorik frizlerle süslemeler bulunmaktadır.

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın