Cartagena: Sömürge mimarisinin büyüleyici atmosferi

YORUM YAZIN 0
583
Cartagena, gece görünümü
Fotoğraf: Norma Gòmez
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.
Cartagena, renkli sömürge evleri
Fotoğraf: pixabay.com

Cartagena, renkli binaları, parke taşlı sokakları, begonvillerle kaplı ahşap balkonları, bir zamanlar engizisyon tarafından kullanılan büyük kiliseleri ile etkileyici ve otantik bir mimari doku barındırıyor. İspanyol sömürge mimarisinin en iyi korunan örneklerine sahip olan kent, tarihi kısmı ile UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde de yer alıyor.

Kolombiya’nın en ünlü kentlerinden biri olan Cartagena, diğer adıyla Cartagena de Indias, Karayip Denizi’nin güney kıyısında yer alıyor. Büyük bir lagünün etrafında kurulmuş olan kent, İspanyol İmparatorluğu’nun eski bir sömürge liman şehri olarak zengin bir tarih sergiliyor.

Cartagena, otantik görünüm
Fotoğraf: pixabay.com

Kent, on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda İspanya İmparatorluğu’nun en önemli nakliye limanlarından olmuş. Güney Amerika’daki altın, zümrüt, tütün, şeker kamışı ve kahve çekirdekleri Avrupa’ya bu limandan nakledilmiş. Ayrıca kent Güney Amerika ve Karayipler bölgesindeki köle pazarı için bir üs ve engizisyon Katolik kilisesinin de merkezi haline gelmiş.

Yeni dünyanın odak noktası

Cartagena’da yerleşim oldukça eski. Bölgede yapılan kazılarda MÖ 4000 yıllarına tarihlenen seramik objeler bulunmuş. Bu objeler aynı zamanda şu ana dek Amerika kıtasında bulunan en eski obje buluntuları olarak tarihsel kayıtlara işlenmiş durumda.

Cartagena, duvarsız hali
Kentin 1550’li yıllarını betimleyen bir resim

Cartagena’nın sürekli bir kent yerleşimi haline gelmesi ise İspanyol İmparatorluğu sırasında gerçekleşir. İspanyol İmparatorluğu’nun yönetimi ve genişlemesinde önemli bir rol oynayan ve imparatorluğun siyasi, dini ve ekonomik merkezi haline gelen kent, 1533 yılında İspanyol komutan Pedro de Heredia tarafından kurulur. Komutan Heredia’nın emrindeki askerlerin çoğu İspanya’nın güneydoğusundaki Cartagena’dan geldiği için kente Cartagena adı verilir.

Magdalena ve Sinú nehirleri arasında oldukça stratejik bir konuma sahip olan kent İspanya ile denizaşırı imparatorluğu arasındaki ticaretin ana limanı haline gelir ve hızla zenginleşir. Kentin artan bu önemi, ne yazık ki korsanların kenti yağmalamasına neden olur.

Saldırılara karşı hiç bir savunması olmayan kenti korumak üzere 1586 yılından başlayarak savunma duvarları yapılır. 1657 yılında tamamlanan duvarlar nöbetçi kuleleri, silah depoları, askerler için dinlenme ve tedavi alanları ile bir yeraltı tünel ağıyla donatılır.

Cartagena, duvarlar
Kenti çevreleyen duvarlar Fotoğraf: Jorge Láscar

Ayrıca İspanyollar tarafından sömürgelerinde inşa edilen en büyük kale olan Castillo de San Felipe de Barajas da inşa edilir. Cartagena böylece kentin siluetine tamamen hakim kale ve duvarlarla askeri anlamda da etkin bir hale gelir. Duvarlar, on sekizinci yüzyılda uzunluğu 11 kilometre olan günümüzdeki boyutlarına ulaşacak şekilde güçlendirilir ve genişletilir.

Cartagena, San Felipe de Barajas Kalesi
San Felipe de Barajas Kalesi Fotoğraf: pixabay.com

Kentin sunduğu olanaklar ‘yeni dünya’nın kontrolü için mücadele eden Fransa, Hollanda ve İngiltere’nin de dikkatini çeker.

Cartagena, kuşatma
1741’de İngilizlerle yapılan savaşın tasviri

Kent, bu ülkeler tarafından bir çok saldırı yaşar. 1741’de, İngiliz komutan Edward Vernon, 180 gemi ve 27.600 askerle kente saldırır. Ancak 67 günlük bir kuşatmanın ardından yenilgiye uğrar. Bu başarılı savunmadan sonra Cartagena’nın ekonomik ve siyasi gücü daha da artar. Kent özellikle zengin aristokrat kesimin gelmesiyle yoğun bir göç yaşamaya başlar. Büyük ve geniş binalar, evler yapılır; kütüphaneler ve matbaalar açılır.

Siyasi olarak en büyük gelişme ise kentte aristokratları ve halkı temsil eden iki partinin kurulmasıyla yaşanır. Partiler arasında imzalanan bir bildirge ile kentin bağımsızlığı ilan edilse de, kent 1815 yılında yeniden İspanyolların eline geçer. Cartagena, 278 yıl boyunca İspanyol egemenliği altında kaldıktan sonra, 1821 yılında bir daha kaybetmemek üzere özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazanır.

Planlı mimari yerleşim

Mimari, Cartagena’ya kişilik kazandıran ana özellikler arasında yer alıyor. Kent, gelişme döneminde yapılan planlar ile iyi organize edilmiş bir şebeke sistemi üzerine inşa edilmiş. Şehir planlaması için ticari, askeri ve konut yerleşimlerinin nasıl yapılandırılması gerektiğini belirten bir dizi kılavuz hazırlanmış. Kılavuzlarda yer alan düzenlemelerde sokakların genişliğinden meydan yerleşimine, kiliseler ve katedraller gibi önemli binaların konumuna, boyutlarına ve hatta kamuya ait evlerin mimarisine kadar her şey detaylı olarak belirtilmiş.

İlginizi çekebilir:   Alberobello: Trullo evlerin masalsı dokusu
Cartagena, planlı yerleşim
Fotoğraf: pixabay.com

İspanya egemenliği sırasında yapılmış yüzlerce sömürge evi, askeri ve dini yapının stili genellikle barok tarzın daha basitleştirilmiş bir versiyonu olarak kabul ediliyor. Kemerleri, terasları, iç avluları ile heybetli bir görünüme sahip yapıların inşasında tahta, kerpiç ve taş gibi yerel malzemeler kullanılmış. Aşırı süslemeler maliyetli olmasından dolayı hem imparatorluğun hem de kilisenin kudretinin bir temsili olarak sadece askeri, dini ve hükümet yapılarında tercih edilmiş.

El Centro, San Diego ve Getsemani

Cartagena’nın eski kenti üç bölgeye ayrılıyor: Zenginlerin yaşadığı konakların, dini yapıların, hükümet bina ve saraylarının bulunduğu El Centro; orta sınıf tüccarların yaşadığı San Diego; köle ve zanaatkarların yaşadığı Getsemani. El Centro ve San Diego bölgeleri kentin güvenliğini sağlayan savunma duvarlarının içinde yer almasına karşın Getsemani duvarların dışında kalıyor.

Kentin mimari açıdan en ilgi çekici yapıları olan sömürge evleri kölelerin yaşadığı Getsemani mahallesinde yer alıyor. Bölge, rengarenk evleri, begonvillerle bezenmiş ahşap balkonları, dar sokaklardan girilen avluları, resim ve grafiti ile süslenmiş duvarlarıyla büyüleyici bir atmosfer sunuyor. Evlerin çoğu günümüzde restore edilerek butik otellere dönüştürülmüş.

Cartagena, Cartagena Katedrali
Cartagena Katedrali Fotoğraf: Luis Fernando Maguin

Tarihi mimari

Kentte çok sayıda tarihi dini yapı yer alıyor. Aralarında en etkileyicilerden biri olan Santa Catalina de Alejandría Kilisesi ya da daha bilinen adıyla Cartagena Katedrali ilk olarak 1535 yılında inşa edilmeye başlanmış. Saldırılarda ağır hasar görmesi nedeniyle 1612 yılında tamamlanmış. Görkemli katedrale yirminci yüzyılın başlarında Gastron Lelarge adlı bir Fransız mimar tarafından ikonik bir kule eklenmiş.

“Siyahların Elçisi” olarak tanınan ve kölelerin ilk koruyucu azizi olan Pedro Claver’e adanmış olan Aziz Pedro Claver Kilisesi, Cizvitler tarafından on yedinci yüzyılın ilk yarısında kurulmuş. Kilise, üç katlı ve heybetli bir taş cepheye sahip. Ağaçlarla dolu bir avluyla çevrelenen yapı, günümüzde müze olarak kullanılıyor. Kentteki en yüksek tepenin üzerinde yer alan La Popa Manastırı ise 1611 yılında tamamlanmış. Eski şehir surlarının dışında yer alan manastır başlangıçta küçük bir şapelken iki yüzyıl sonra tepenin güçlendirilmesiyle birlikte büyük bir manastır olarak genişletilmiş.

Cartagena’nın simgesi haline gelmiş olan saat kulesi Torre del Reloj, duvarlarla çevrili eski kentin girişinde yer alıyor. Kulenin inşasına 1601 yılında başlanmış ama kentteki diğer eski binalar gibi saldırılardan sürekli olarak hasar gördüğü için 1704’te onarılarak kısmen yeniden inşa edilmiş. Son restorasyonu ise 1888 yılında yapılarak kuleye gotik özellikler eklenmiş.

Cartagena, saat kulesi
Saat kulesi Torre del Reloj Fotoğraf: Rafaela Ely

Latin Amerika görsel sanatlarının yaygınlaştırılması için kurulmuş olan Cartagena Modern Sanat Müzesi ise iki eski binadan oluşuyor. Binalardan ilki on yedinci yüzyılın ikinci yarısında gümrük limanını işletmek için inşa edilmiş. Diğeri ise on dokuzuncu yüzyılın sonunda bölgede bulunan şarap imalathanelerine ek olarak yapılmış.

Engizisyon Sarayı

Cartagena’nın İspanyol ve Karayip yerleşimleri arasında oynadığı rol, kentin kendi engizisyon mahkemesine sahip olmasına neden olur. Barok tarzda yapılmış taş kapısı ve cephesinde yer alan uzun balkonları ile dikkat çeken yapı, sömürge dönemi mimarisinin güzel bir örneğini oluşturuyor.

Cartagena, Engizisyon Sarayı
Fotoğraf: Edgar Jiménez

1770 yılında tamamlanan sarayda toplam 767 kişi ömür boyu hapisle cezalandırılmış veya idam edilmiş. Engizisyonun 1811 yılında kaldırılmasıyla işlevini yitiren bina, günümüzde müze olarak kullanılıyor.

Bocagrande

Cartagena Körfezi ile Karayip Denizi arasındaki bölge kentin yeni yerleşimini oluşturuyor. Bocagrande olarak adlandırılan bölgede modern ve yüksek binalar yer alıyor.

Cartagena, panoramik
Fotoğraf: Martin St-Amant

Alışveriş merkezlerinin, mağazaların, otellerin yoğun olduğu Bocagrande, uzun bir sahil şeridine sahip. Yeni ve yüksek yapılar, okyanus kıyısındaki bölgeyi eski Cartagena’dan oldukça farklı bir görünüme taşıyor.

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın