Kampong Cham: Mimari karışımın zengin koleksiyonu

YORUM YAZIN 0
197
Kampong Cham, genel
Fotoğraf: Adam Jones
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

Karmaşadan uzak yapısıyla yaşam hızının oldukça yavaş olduğu Kampong Cham, Kamboçya’nın üçüncü büyük kenti. Fransız sömürge mimarisi, çarpıcı kırsalı, her yıl yeniden inşa edilen ikonik bambu köprüsü ve çeşitli etnik halklardan oluşan nüfusuyla Kamboçya’nın diğer kentlerinden ayrışan bir kültürel dokuya sahip.

Kampong Cham, panoramik
Fotoğraf: Adam Jones

Güneydoğu Asya’nın en uzun nehri olan Mekong Nehri’nin batı kıyısı boyunca uzanan Kampong Cham, stratejik konumu ve başkent Phnom Penh’e yakınlığı nedeniyle önemli bir ticaret ve ulaşım merkezi. Bu önem, kente turistik olarak bir popülarite kazandırmamış. Ancak, nüfusundaki etnik çeşitlilik, farklı kültürleri bir arada barındıran ve bozulmamış bir kimlik kazandırmış.

Kampong Cham, Mekong Nehri
Kentten Mekong Nehri’nin görünümü Fotoğraf: Adam Jones

Kentteki nüfusun büyük çoğunluğunu Kamboçya’nın geneli gibi Khmer ve Budist halkları oluşturuyor olsa da Müslüman, Hıristiyan ve etnik Champ topluluğu da kentin hem dini hem de kültürel dokusunda oldukça etkili. Kentin adındaki “Cham” sözcüğü Güneydoğu Asya’daki ilk imparatorluklardan biri olan Champa İmparatorluğu’nda yaşamış olan etnik Cham halkından geliyor. Kampong Cham, tamamı Müslüman olan yaklaşık yüz Cham ailesine ev sahipliği yapıyor.

Kent merkezindeki zengin mimari

Kampong Cham, hem kent merkezi hem de kırsal alanları ile eski ve yeninin karışımı bir mimari barındırıyor. Eski bir Fransız kolonisi olması nedeniyle kent merkezinde Fransız mimarisine ait birçok renkli sömürge binası bulunuyor. Bu yapıların bir kısmı sokaklara dizilmiş sıra evler, bir kısmı ise kırsal bölgeye doğru yayılan güzel bahçeli villalardan oluşuruyor.

Merkezdeki diğer yapılar ise 1960’larda Kamboçyalı mimar Van Molyvann’ın başkanlığında yapılmış ve New Khmer mimarisi hareketinden etkilenmiş. Tüm bu mimari karışıma bir de Çin dükkanları eşlik ediyor. Böylece kent merkezi, Fransız, Çin ve Khmer tarzı binaların zengin bir koleksiyonunu barındırıyor.

Kent merkezinin en hareketli noktasını nehir kıyısındaki geniş bulvar oluşturuyor. Bir ucunda betondan Kizuna Köprüsü, diğer ucunda bambudan Koh Paen Köprüsü ile sınırlandırılmış olan bu geniş bulvar, bakımlı çimenlik alanlarla, taş ve pirinç heykellerle şekillendirilmiş.

Kampong Cham, bulvar
Kentin bulvarı nehir kenarında yer alıyor Fotoğraf: Travolution360

Kent merkezinin karşı kıyısında bulunan bordo renkli deniz feneri sömürge mimarisinin sembolü olarak görülüyor. “Fransız Feneri” olarak adlandırılan yapı 1920’li yıllarda inşa edilmiş. Fener, nehirdeki teknelere yol göstermekten çok, kauçuk tarlalarında olabilecek hırsızlıklara karşı bir gözetleme kulesi olarak inşa edilmiş. Kentte meydana gelen acil bir durumda, fenerin en üst katında büyük bir ateş yakılır ve böylece valiye haber gönderilirmiş.

Kampong Cham, Fransız Feneri
Fransız Feneri Fotoğraf: Adam Jones

Her yıl yeniden inşa edilen köprü

Kampong Cham’de iki köprü bulunuyor. Betondan yapılmış Kizuna Köprüsü 2001 yılında açılmış ve Kamboçya’daki Mekong Nehri üzerine inşa edilen ilk köprü olmuş. Hatta bir buçuk kilometre uzunluğu ile Tayland-Kamboçya arasındaki Koh Kong Köprüsü inşa edilene dek Kamboçya’nın en uzun köprüsü olma unvanını da taşımış.

Kampong Cham, Kizuna Köprüsü
Kizuna Köprüsü Fotoğraf: James Antrobus

Bambu köprü ise kentin en ünlü sembollerinden biri. Kampong Cham ile kentin sınırları içinde yer alan Koh Pen adasını birbirine bağlayan köprü, muson yağmurları nedeniyle yıkıldığı için her yıl yeniden inşa edilmiş. Yüzlerce kamyon, motosiklet, araba ve yayayı taşıyabilecek kapasiteye sahip olarak yapılan köprü, bir kilometre uzunluğu ile de dünyanın en uzun bambu köprüsü olarak tarihe geçmiş.

İlginizi çekebilir:   Longyearbyen: Beyaz bir dekor üstünde rengarenk evler

Kizuna Köprüsü’nün açılmasından sonra önemini yavaş yavaş yitiren köprü ne yazık ki bir süredir inşa edilmiyor. Yerine, yayalar ve bisikletliler için daha küçük bir bambu köprüsü kuruluyor. Böylece, eski köprünün de hatırası canlı tutulmuş oluyor.

Angkor stilinde pagodalar

Kentin kırsal alanında, yollar boyunca dizilmiş pek çok köy yer alıyor. Köylerde yaşayan halk, genel olarak geçimini kauçuk ve kaju fıstığı ekimi, balık avlama, pirinç tarımı ve meyve bahçelerinden sağlıyor. Kırsal bölgelerdeki evler geleneksel ahşap özelliği taşıyor. Pek çoğunun önünde çiçek bahçeleri ve kerpiçten yapılmış saman depoları bulunuyor. Bu depolar bazı evlerde zeminin altına da inşa edilebiliyor.

Kampong Cham, kırsal alandaki evler
Kırsal alanlarda ahşap evler yer alıyor Fotoğraf: Adam Jones

Kırsal alanda Khmer mimarisinin en üst örneği olan angkor stilinde yapılmış bir çok antik tapınak bulunuyor. Bunlar arasında en önemli olanlarını Nokor tapınakları oluşturuyor. On birinci yüzyıldan kalma bir Budist pagodası olan Nokor Bachey Tapınağı dört ayrı pagodadan oluşuyor. Siyah kumtaşından yapılmış olan pagodaların yanında, etrafı laterit duvarlarla çevrili merkezi bir kule bulunuyor. Pagodaların içi, Budist dini yaşamı ile ilgili pek çok duvar resmi ile bezenmiş.

Hindu ve Budist tapınaklarından oluşan Wat Hanchey, Mekong Nehri’nin manzarasına hakim bir tepenin üstünde yer alıyor. Halen dini bir kompleks olarak kullanılan tapınaklar topluluğunun yedinci ve sekizinci yüzyıllardan kalma antik kısmı, Chenla İmparatorluğu’nun dini yaşamında önemli bir rol oynamış. Kompleksin en göze çarpan tapınağı, sekizinci yüzyıla tarihleniyor ve kırmızı tuğladan yapılmış. Hindu dininde bir tanrı olan Hirahara’ya adanmış olan tapınakta Sanskrit diline ait, iyi korunmuş yazıtlar da bulunuyor. Tapınakların çevresinde ise vahşi hayvanların, büyük meyvelerin, efsanevi kahramanların ve yaratıkların tasvir edildiği pek çok heykel bulunuyor. Kompleks günümüzde, restore edilen bölümleriyle birçok genç Kamboçyalı keşişe ev sahipliği yapıyor.

Kentin sınırları içinde yer alan ikiz dağlar Phnom Pros ve Phnom Srei, Budistler için bir hac bölgesi. Kamboçya dilinde “erkekler tepesi” ve “kadınlar tepesi” anlamına gelen dağlar üzerinde de önemli tapınaklar görmek mümkün. Phnom Srei üzerindeki tapınak yılların verdiği hasarlardan çok etkilenmiş olsa da, Phnom Pros’ta yer alan halen bir manastır olarak hizmet veriyor.

Kampong Cham, Phnom Pros
Manastır olarak hizmet veren Phnom Pros tapınağı Fotoğraf: visitcambodia.org

Ekoturizm köyü, Cheung Kok

Kampong Cham’in çok yakınında yer alan Cheung Kok, topluluk temelli bir ekoturizm köyü olarak hizmet veriyor. Köyde yaşayan yaklaşık 150 aile Fransız sivil toplum örgütü Amica ile işbirliği yaparak, örgütün sürdürülebilir kalkınma projelerini uyguluyor.

Kampong Cham, Cheung Kok köyü
Fotoğraf:facebook.com/cheungkokvillage/

Çiftçilerin ve zanaatkarların birlikte yaşadığı otantik köyde, turistlere yerel gelenekler, kültür, tarih ve miras hakkında bilgiler veriliyor; pirinç ekimi ve ipek eşarp yapımı gibi çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Köylüler bu ekoturizm girişiminden el işi satarak ve evlerini konaklamaya açarak ek gelir elde ediyorlar.

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın