Aziz Vasil Katedrali, özgün, coşkulu ve renkli

YORUM YAZIN 0
514
Aziz Vasil Katedrali, panoramik
Ön cepheden Aziz Vasil Katedrali Fotoğraf: getyourguide.com
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.
Aziz Vasil Katedrali, genel
Katedralin arka cephesi Fotoğraf: dkfindout.com

Rengarenk desenlerle bezenmiş cephesi, kubbemsi çatılarıyla masalsı bir görünüm sergileyen Aziz Vasil Katedrali, Moskova’daki Kızıl Meydan’ın en sembolik, en popüler ve en ihtişamlı binalarından biri. Dünya mimarisinin de seçkin anıtlarından olan yapı, Kremlin ve Kızıl Meydan sit alanının bir parçası olarak 1990 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kayıtlı.

Aziz Vasil Katedrali, Kızıl Meydan
Katedralin Kızıl Meydan’daki konumu Fotoğraf: Bernt Rostad

Kremlin Sarayı’nın hemen yanındaki Kızıl Meydan’a inşa edilmiş olan katedral, merkezinde bulunan Şefaat Kilisesi ile etrafındaki sekiz şapelden oluşuyor. Onuncu şapel ise 1588 yılında Moskovalı Aziz Vasil’in mezarı üzerine inşa edilmiş. Katedral, 1680 ile 1683 yılları arasında yapılan yenileme sırasında zemin katı açılarak tek tapınak haline getirilmiş.

Bir Ortodoks Kilisesi olan yapı, Kutsal Üçleme’nin en kutsal sığınaklarına atıfta bulunurken, kilisenin merkezi kutsal alanı Meryem’e, diğer kutsal alanlar ise azizlere adanmış. Resmi adı Pokrovskii Sobor olan Aziz Vasil Katedrali, “Bakire Meryem’in Şefaat Katedrali” olarak da adlandırılıyor.

Korkunç İvan’ın zafer anıtı

Tarihe acımasız kişiliğiyle geçen Dördüncü İvan Vasiliyeviç ya da bilinen adıyla Korkunç İvan, çok hırslı ve intikam duygusu yüksek bir liderdi. Düşmanları arasında korku salan, gözü kara ve dengesiz kişiliği ile ünlenmişti. 1547 yılında, henüz üç yaşındayken Rusya toprakları içerisinde kurulmuş bir devlet olan Moskova Dukalığı’nın başına geçti.

Korkunç İvan, yaptığı çeşitli seferlerle Moskova Dukalığı’nı genişletti ve Rusya’nın 13. yüzyıldan beri uğramış olduğu Moğol istilasını sonlandırdı. Devleti çarlık yönetim sistemine geçirerek kendini Rus Çarı ilan etti. Böylece dukalığın son, çarlığın ise ilk lideri oldu.

Aziz Vasil Katedrali, inşaat
Katedralin inşasını canlandıran bir gravür

Aziz Vasil Katedrali’nin yapım öyküsü de Korkunç İvan’ın Kazan ve Astrahan Hanlıklarına karşı kazandığı zaferlerle başladı. Katedral ilk olarak, Kazan Hanlığı’nın fethinden sonra, ahşap bir anıt kilisesi olarak inşa edildi. Yer olarak yaklaşık 200 yıl önce inşa edilmiş olan Trinity Kilisesi’nin surlarının yanı seçildi. Astrakhan zaferinin ardından ise aynı yerde yine ahşaptan Şefaat Kilisesi yapıldı. Korkunç İvan, bir yıl sonra 1555 yılında zaferlerini anmak için Trinity Kilisesi’nin yerine yeni bir taş katedralin inşasını emretti. Katedral, askeri bir anıt olarak inşa edilmeye başlandı. Askeri bir zaferin bir katedral ile kutlanması o zamana kadarki Rus tarihinde görülmemiş bir yenilikti.

Aziz Vasil Katedrali, 17.yüzyıl
17. yüzyılda Kızıl Meydanı canlandıran bir gravür

Resmi Rus kültürel miras kayıt listesine göre İtalyan mimarlar Ivan Barma ve Postnik Yakovlev tarafından yapılan katedral, Kızıl Meydan’daki Büyük İvan Çan Kulesi’nin kademeli tasarımını, Moskova’daki Kolomenskoye kraliyet malikanesinde bulunan Yükseliş Kilisesi’nin merkez çatısını ve yine Moskova’daki Beheading Kilisesi’nin silindirik şeklini birleştiren bir tasarıma sahipti.

Aziz Vasil Katedrali, tasarım

Korkunç İvan’ın tasarımından son derece memnun kaldığı katedralin her hangi başka bir yerde yeniden yapılmasını önlemek için baş mimar Ivan Barma’yı kör ettiği söylense de, söylenti tarihçiler tarafından “uydurulmuş bir efsane” olarak nitelendiriliyor.

Daha sonra yenilemeler ve eklemeler yapılacak olan ve günümüzde müze olarak hizmet veren katedral, ilk hali ile 1561 yılında bitirilerek ibadete açıldı.

Aziz Vasil Katedrali, plan
Çizim: Alexei Kouzaev

Simetrik plan

Bir peri masalını andıran şekli, şekerimsi renkleri, soğan formundaki kubbeleri ve poligonal kuleleri ile Rus mimarisinde pek de rastlanmayan bir görünümde olan Aziz Vasil Katedrali, aslında oldukça düzenli ve simetrik bir plana sahip.

Merkezde duran Şefaat Kilisesi, dört büyük ve dört küçük olmak üzere, sekiz şapel ile çevrelenmiş. Pusula noktalarına hizalanmış olan şapellerden büyük olanları temeller üzerinde dururken, küçük olanların her biri yükseltilmiş birer platform üzerine yerleştirilmiş.

Aziz Vasil Katedrali, kubbeler
Fotoğraf: Stan Shebs

Soğan kubbeler

Soğan kubbe biçiminin en erken örneğini sergileyen kubbeler katedralin en dikkat çekici mimari özelliğini oluşturuyor.

Katedralde farklı büyüklükte tasarlanmış sekiz kubbe bulunuyor. Yuvarlak sarmal biçimi ile soğanı andıran kubbelerin her biri ayrı bir zaferi temsil ediyor.

Kubbeler ilk yapıldığı zaman geleneksel bir yaklaşımla tek renkte kalayla kaplanmış. Yenilenmeler sırasında gökkuşağı teması seçilerek değişik renklere boyanmış ve seramik fayanslar döşenmiş. Merkezi kilisenin çatısının üstünde yer alan en yüksekteki kubbe ise altın yaldızla kaplanmış.

İlk yapıldığı yıllarda duvarların çoğu kırmızı tuğladan yapılmış, temellerinde ise meydandaki diğer kamu binaları gibi beyaz taş kullanılmış. Duvarlar, 1860 yılında karmaşık ama birbirlerini tamamlayacak bir tasarım ile boyanmış. Katedralin renk ve desenleri o tarihten günümüze dek sadece restore edilmiş ama değiştirilmemiş.

Restorasyon çalışmaları

Katedralin restorasyonu muhafazakar toplumlar tarafından sıklıkla istenmiş olsa da fon eksikliği nedeniyle pek çok kez ertelendi. Kilisenin kendi cemaati yoktu ve geliri sadece bağışlara dayanıyordu. Yerel yetkililer, katedralin devlet ve belediye bütçelerinden finansmanını engelliyordu. Katedral iki kez yangın geçirerek hasara uğradı ve değişik tarihlerde küçüklü büyüklü restorasyonlar geçirdi. En kapsamlı restorasyon ise 19. yüzyıl sonlarında muhafazakarların bağışlarıyla yapıldı.

Aziz Vasil Katedrali, 1918
20. yüzyıl başlarında katedral

Sergey Solovyov başkanlığındaki restorasyon, kubbelerin çatılarının değiştirilmesiyle başladı. Ana kilise çatısının kalay örtüsü kaldırdı, eksik olan ve rengi soluklaşan pek çok fayans yenileriyle değiştirildi. Restorasyon ekibi, cephenin orijinal hali ile yenilenmesine karar verdi, ancak bunun için tüm cephenin ortaçağ minyatürlerine dayanarak yeniden modellenmesi gerekiyordu. Bu nedenle, günümüze kadar korunan koyu yeşil ile koyu kırmızıdan oluşan bir kombinasyon seçip cepheye uyguladılar.

Aziz Vasil Katedrali, tuğlalar
Katedralin içinde kullanılan kırmızı tuğlalar

Beyaz sıva ve taşların altından çıkan tuğlalar hem içeride hem de dış cephede dekoratif amaçlı olarak kullanıldı. Mümkün olduğu kadar çok tuğla açıkta bırakıldı. Taş duvarların kullanılması gerektiğinde ise sıva üzerine boya ile tuğla desenleri yapıldı. Yüzyıllar önce döşenmiş zemin taşları temizlendi. Katedralin iç duvarları ve tonozlarındaki bitki süslemeleri ile aziz freskleri boyandı ve yeniden yapıldı. Katedralin iç mekanı zengin bir biçimde dekore edildi.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki ilk yıllarda ise zemin katını ve birinci kat platformunu destekleyen sütunlar restore edilerek galerilerdeki kubbeli ve kesikli tavanlar temizlendi. 1954 ile 1955 yıllarında yapılan bir başka onarımda da orijinal boyayı taklit eden tuğla işçiliği restore edildi ve tuğlaları çevreleyen ahşap çerçeve ortaya çıkarıldı. 1960’lı yıllarda ise kubbelerin çatısı bakırla değiştirildi.

Sovyetler Birliği’nin ateizm programı çerçevesinde Rus Ortodoks cemaatinden alınarak devlet tarafından el konulan Aziz Vasil Katedrali, 1928 yılında Devlet Tarih Müzesi’nin bir bölümü olarak hizmet vermeye başladı. Günümüzde katedral hem kısmen bir müze olarak hem de Rus Ortodoks Kilisesi’nin periyodik hizmetleri için kullanılıyor.

Aziz Vasil Katedrali, müze
Fotoğraf: Julius Silver

Stalin’in katedrali yıkma çabaları

Bolşevikler Moskova’nın genel görüntüsünün dışında olan çok renkli ve peri masalı sarayını andıran katedralden pek memnun değillerdi. Ocak 1924 tarihinde Lenin’in cenazesi sırasında Bolşevik kent planlamacıları katedralin yıkılması fikrini savunmaya ve yaymaya başladı.

1930’ların ilk yarısında, Stalin’in Moskova’yı yeniden inşa etme projeleri başlatıldı ve Kızıl Meydan’daki kitlesel geçit törenlerini engellediği için katedralin yıkılması ciddi olarak gündeme geldi. Restorasyon mimarı Pyotr Baranovsky’ye yıkım için bir bina hazırlaması emri verildi. Pyotr Baranovsky bu emri geri çevirdi ve katedralin yıkılmasına karşı çıktı. Stalin’e bir telgraf gönderdi ve söylentiye göre telgrafta katedralin yıkılmasındansa kendisinin öldürülmesini tercih ettiğini yazdı.

Pyotr Baranovsky sert itirazları nedeniyle tutuklandı ve beş yıl çalışma kampında kaldı. Ancak katedralin yıkımı da askıya alındı. Bir kaç yıl içinde de bu konudaki tutumlar değişti. Hatta Bolşevik plancılar bile kilisenin bağışlanması gerektiğini ifade etmeye başladılar. İlerleyen yıllarda katedralin yıkımı ile ilgili bazı söylentiler dolaşsa da yıkım bir daha gündeme gelmedi.

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın