The Merchandise Mart, ticaretin art deko kalesi

YORUM YAZIN 0
946
The Merchandise Mart, detay
Fotoğraf: Danielle Scott
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

Tamamlandığı 1930 yılında zemin alanı olarak dünyanın en büyük binası unvanını alan The Merchandise Mart, o tarihten bu yana Chicago kentinin ikonik yapılarından biri oldu. Toptancı mağazası olarak yapılan ve eski sahipleri arasında Kennedy ailesinin de bulunduğu bina, kentin o yıllardaki popüler mimari tarzı olan art deko özelliklere sahip.

The Merchandise Mart, genel görünüm
Fotoğraf: Matt Lilek

Kısaca The Mart olarak anılan The Merchandise Mart, Chicago kenti boyunca uzanan Chicago Nehri’nin kıyısında yer alıyor. Bina, mobilya, kumaş ve diğer dekoratif malzemelerin satışını tek çatı altında birleştirmek amacıyla toptancılar için kiralık alanlar içeren bir toptan satış mağazası olarak inşa edildi. The Mart, yirmi beş katı ve 372 bin metrekarelik alanıyla günümüzde de dünyanın en büyük ticari binalarından biri olma özelliğini koruyor.

Tek depo, tek merkez

The Mart’ın inşa öyküsünün ardında, o yıllarda Chicago Plan Komisyonu’nun başkanı olan James Simpson’un hem toptan eşya ticaretini tek bir merkezde toplamak hem de Chicago’nun nehir kıyısını güzelleştirmek isteği yatıyor.

The Merchandise Mart, 1928
Binanın yapımı için ayrılan nehir kıyısındaki bölge, 1928 Fotoğraf: themart.com

James Simpson aynı zamanda bir mağazalar zinciri olan Marshall Field & Company’nin de başkanlığını yapıyordu. Dolayısıyla iki taraflı yetkisini kullanarak projenin Marshall Field & Company tarafından yapılmasına karar verdi.

Binanın tasarımı için mimar Alfred P. Shaw’un baş mimarı olduğu mimarlık firması Graham, Anderson, Probst & White ile anlaşma yapıldı. Binanın yapılacağı yer olarak ise yerliler ile Amerikalılar arasında ilk takas ticaretinin yapıldığı bölge seçildi. Büyük bir bina için yeterli alan sağlayan bölgede o sırada yer alan terk edilmiş tren istasyonunun kötü görüntüsü de böylece giderilmiş olacaktı.

The Merchandise Mart, inşaat
Fotoğraf: themart.com

Toptancılığa yakışan büyüklük

İnşaat 1928 yılının ağustos ayında başladı. Binanın inşasında büyük barajların yapımında kullanılan tekniklerden ve makinelerden faydalanıldı. Betonlar teknelerle taşındı, devasa mikserlerde karıştırıldı ve basınçlı hava ile yerden 20 metre yüksekliğe kadar çıkarıldı. Çakıl ve kumların taşınması için vagonlar, asansörler ve taşıma bantları kullanıldı. Sürekli olarak 2.500 işçinin tüm proje boyunca da toplam 5.700 işçinin çalıştığı inşaat, iki yıl sonra, 1930 yılının mayıs ayında tamamlandı.

The Merchandise Mart, 1929 inşaat
Fotoğraf: themart.com

Tamamlandığı yıl dünyanın en büyük binası olan The Mart’ın inşası sırasında 29 milyon adet tuğla, 64 kilometre sıhhi tesisat, 610 kilometre kablo, 3.100.000 metreküp beton, 5.700 metreküp taş ve yaklaşık 60.000 ton çelik kullanıldı. Binaya 4.000 pencere takıldı, 10 kilometre koridor yapıldı ve 30 adetten fazla asansör yerleştirildi.

The Mart’ın “en büyük bina” unvanı, 1943 yılında Washington DC’deki Pentagon binasının tamamlanmasıyla son buldu. The Mart “dünyanın en büyük binası” olarak kullandığı sloganını “dünyanın en büyük ticari binası” olarak değiştirdi. Bina günümüzde dünyanın en büyük binaları listesinde kırk dördüncü sırada yer alıyor.

Kriz şansızlığı ve Kennedy şansı

The Mart’ın inşası sırasında, dünya ekonomik kriz yaşamaya başladı. Etkileri 1930’lu yıllar boyunca devam eden kriz toptancı piyasasını da derinden etkiledi. Binanın sahibi Marshall Field & Company, beklediği finansal başarıyı elde edemedi. Firma milyonlarca dolar kaybettikten sonra, toptan satış bölümlerini kapattı. Binanın bazı alanları hükümete kiralanarak devlet dairelerine dönüştürüldü.

The Merchandise Mart, kartpostal
Yapıldığı yıllarda binayı tasvir eden bir kartpostal Fotoğraflayan: wendycitychicago.com

The Mart, 1945 yılında Joseph Patrick Kennedy tarafından yapım maliyetinin yaklaşık yarısına satın alındı ve orijinal konseptini canlandırmak üzere ilk kullanımına geri döndü. Devlet daireleri tekrar teşhir salonlarına dönüştürüldü ve ülke genelindeki perakendecileri binada birleşmeye teşvik edecek kongre ve etkinliklere ev sahipliği yapmaya odaklandı. Böylece The Mart ABD’nin kongre ve turizm endüstrisinde önemli bir rol oynamaya başladı.

The Merchandise Mart, 1957
Binanın ana girişi, 1957 Fotoğraf: themart.com

Kennedy ailesi binayı yarım asırdan fazla bir süre boyunca elinde tuttu. Bina gelirleri, Kennedy aile servetinin temel kaynağını oluşturdu. Aile, 1998 yılında enerji verimliliği önlemlerini uygulamak ve gerçek zamanlı verilere entegre olmak üzere binayı halen sahibi olan emlak yatırım şirketi Vornado Realty Trust’a sattı.

İlginizi çekebilir:   Aya İrini, İstanbul’un ilk kilisesi, Osmanlı’nın ilk müzesi

Bina, 2000’li yılların sonundan itibaren lider bir perakende ve toptan satış noktası haline geldi. Günümüzde perakende mağazaları, butikleri, radyo ve televizyon stüdyoları, ofis ve sergileme alanları ile tasarımcıları, mimarları, inşaatçıları, tüketicileri ve turistleri çeken onlarca fuar ve topluluk etkinliğine ev sahipliği yapıyor.

Üç binadan oluşan mimari

Yıllar boyunca pek çok tadilat, genişleme ve modernizasyon geçirmiş olan The Mart, art deko bir mimari tarza sahip. Yapı, tarzının tüm unsurlarını yansıtan depo, mağaza ve gökdelen ofis binası olarak üç bina türünden oluşuyor. Büyük vitrinlere sahip mağazalar klasik olarak zemin katta yer alıyor ve iki kattan oluşuyor. Büyük bir blok halinde inşa edilmiş olan depo ve sergi bölümü 18 kata sahip. Bir gökdeleni andıran 25 katlı merkezi kule ise ofisler için ayrılmış.

The Merchandise Mart, yakın görünüm
Fotoğraf: Phil Roeder

The Mart’ta yapı malzemesi olarak çelik, kireçtaşı ve pişmiş toprak kullanılmış. Mağazaların yer aldığı bazı kısımlar bronz ile kaplanmış, ayrıca üst katlardaki pencere üstleri yine bronzdan kabartmalarla süslenmiş. Yaklaşık iki şehir bloğunu kaplayan binanın yükseldikçe kademeli olarak daralması ve çatı hattının geriye doğru çekilmiş olması görsel olarak binanın ağırlığını ve kütlesini azaltıyor. Koyu renkli çubuklara sahip gömme dikey pencereler ve yüksek paneller arasında yer alan gömme kapılar ise binanın dikeyliğini vurgulayarak yatay kütlesini dengeliyor.

Yapının her bir köşesinde yer alan kuleler, art deko tarzının genel çizgileri arasında yer alıyor. Aynı şekilde binanın süslemelerinde de art deko tarzının geometrik motifleri sıklıkla görülüyor. “Merchandise Mart” ın iç içe geçmiş baş harflerinden oluşan logosunu da binanın pek çok yerinde görmek mümkün.

Görkemli lobi

The Mart’ın sade bir şıklık sergileyen ana lobisinde sıcak tonlar hakim. Lobi ile asansörler arasında yer alan yivli mermer sütunlar binanın uzunluğunu yansıtıyor. Bir kentin ana caddesini hatırlatan bu görkemli girişte perakende mağazaları ve lokantalar yer alıyor. Mağazaların her birinde bronz süslemeli vitrinler bulunuyor.

The Merchandise Mart, lobi
Fotoğraf: eventective.com

Zeminde, 16. yüzyılda İtalya’nın Venedik şehrinde bulunduğu tahmin edilen tarihin belki de en eski çevreci kaplaması olan Terrazzo kullanılmış. Soluk yeşil ve turuncu tonlarında zig zaglı motiflerle bir halı gibi döşenmiş zemine “Merchandise Mart” logosu da işlenmiş. Lobiyi daha etkili kılmak için ise Amerikalı bir illüstratör olan Jules Guerin’in on yedi adet duvar resmine yer verilmiş. Sanatçının farklı görüntü katmanları üreten bir teknikle, kırmızı ve altın varak kullanılarak yaptığı duvar resimleri, endüstrileri, ürünleri ve on dört ülkenin mimarisini yansıtıyor.

The Merchandise Mart, LEED Altın amblemi
The Mart’ın giriş kapılarından birinde yer alan LEED Altın amblemi Fotoğraf:

LEED Altın sertifikası

Yıllar önce yapılsa da çağımıza uygun olarak modernleşen The Mart, ABD Yeşil Bina Konseyi tarafından verilen Leed Altın sertifikasına sahip.

Binada, genel su tüketimini azaltan, enerji verimliliğini optimize eden, ozon koruma protokollerini destekleyen, yenilenebilir ve alternatif enerji kaynaklarını teşvik eden, daha az çevresel etkiye sahip malzemeler satın alan ve iç mekan hava kirliliği kaynaklarını ortadan kaldıran kapsamlı bir sürdürülebilirlik programı uygulanıyor.

Mart’ta Sanat

Eylül 2018 tarihinde başlayan bir proje ile The Mart’ın nehre bakan geniş cephesi tam otuz yıl boyunca kamuya açık bir dijital sanat alanına dönüşüyor. “Art on the Mart / Mart’ta Sanat” adlı projede yerel ve uluslararası sanatçıların eserleri sergileniyor.

Düzenli olarak güncellenen ve zaman zaman kültürel ortaklar ve etkinliklerle uyumlu olarak geliştirilebilecek geniş bir içerik yelpazesine sahip olan proje, çağdaş sanatçıların eserlerini, haftada beş gün ve yılın on ayı boyunca geceleri iki saat olarak sergileyecek.

Video: artonthemart.com

Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın