Norman Foster

YORUM YAZIN 0
195
Norman Foster, Millau Viyadüğü, Fransa
Millau Viyadüğü, Fransa Fotoğraf: fosterandpartners.com
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.
Norman Foster, portre
Fotoğraf: achievement.org

Mimari kariyeri boyunca, Pritzker de dahil olmak üzere dört yüzden fazla ödül ile çok sayıda uluslararası yarışma kazanmış olan Norman Foster, çelik ve camdan yapılmış yenilikçi ve şık tasarımları ile ünlü. Yüksek teknoloji binalarıyla dünya mimarisine heyecan verici katkılar sunan sanatçı, aynı zamanda Londra’daki Bloomberg binası ile dünyanın en sürdürülebilir tasarımının da mimarı.

İngiliz mimar Norman Foster’ın mimarisi, sürdürülebilir mimarinin duyarlılığı ile yüksek teknolojik standartlara sahip mimarinin etkileyici ve başarılı bir harmanından oluşuyor. Sürdürülebilirlik kriterlerine uygun olarak projelendirdiği yapıları için yüksek teknoloji ürünü modüler parçalar tasarlıyor ve bunları fabrikalarda ürettirerek son derece estetik bir şekilde binalarına monte ediyor.

Norman Foster, Barış ve Uzlaşma Sarayı
Barış ve Uzlaşma Sarayı, Aştana / Kazakistan Fotoğraf: fosterandpartners.com

Kariyeri boyunca işlev, teknoloji ve estetik açısından iyi tasarlanmış ve insanı ön planda tutan projeler üreten sanatçı, iyi bir mimarinin, binanın karakterini oluşturan tüm unsurların sentezinden oluştuğuna inanıyor. Bu nedenle tasarımlarında binanın formu, insanlar için işlevi, ekolojisi, doğal ışığın kalitesi, sokak manzarası ile ilişkisi gibi entegre ve sürdürülebilir çözümler geliştiriyor.

Sonradan seçilen meslek

Norman Foster, işçi sınıfı bir ailenin çocuğu olarak 1935 yılında İngiltere’nin Manchester kentinde doğdu. Lisede başarılı bir öğrenciydi, mimarlığa da ilgi duyuyordu ancak üniversite eğitimini muhasebe ve ticaret hukuku üzerine yaptı. Üniversite’den sonra bir süre Manchester Belediye Sarayı’nın hazine bölümünde çalıştı. Mimar olmaya karar verdiğinde ise Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde radar teknisyenliği yapıyordu.

Mimarlık eğitimine Manchester Üniversitesi’nde mimarlık ve şehir planlama okuyarak başladı. 1961 yılında mezun oldu ve burs kazanarak yüksek lisans eğitimi için ABD’ye Yale Üniversitesi’ne gitti. Burada kendisi gibi İngiliz bir mimar olan Richard Rogers ile tanıştı.

Norman Foster, 1962
Norman Foster ve Richard Rogers, 1962 yılında Yale’de Fotoğraf: achievement.org

Foster, yüksek lisansını tamamladıktan sonra 1963 yılında ülkesine geri döndü. Döner dönmez sonradan eşi olacak Wendy Cheesman, Richard Rogers ve Su Brumwell ile “Team 4” isimli mimarlık ofisini açtı. Team 4, yüksek teknolojili endüstriyel tasarımları ile başarı ve ün kazandı. Sonraki yıllarda aynı üniversitede yüksek lisans yapan ve ülkelerine döndükten sonra ortak olan bu iki genç mimar çok ünlenecek ve her ikisi de Pritzker Ödülü kazanacaktı.

Muhteşem bir kariyer

Norman Foster, dört yıl sonra Team 4’den ayrıldı ve 1967 yılında günümüzün en önemli mimarlık ofislerinden biri olan Foster + Partners’ı kurdu. Londra’da kurduğu ofisin fark edilmesi uzun sürmedi. 1971-1975 yılları arasında Sigorta şirketi Willis Faber ve Dumas’a merkez ofis olarak tasarladığı Willis Binası sanatçının ilk başarısı oldu. İngiltere’nin Ipswich kentinde inşa ettiği üç katlı binada, yürüyen merdivenlerin kullanımı, yüzme havuzu, çatı katındaki restoran ve bahçe gibi yeni yaklaşımlar sundu. Asimetrik yapıdaki binanın cephe camlarında kullandığı gizli iç kanat sistemi o tarihlerdeki teknolojinin sınırlarını zorlar düzeydeydi.

1970’lerin ortasındaki petrol krizinden önce tasarlanan ve doğal gazla ısıtılan Willis Binası, enerji tasarrufu ve termal bir performans sağlayan yalıtkan çim çatıların da öncülüğünü yaptı. Bina içerdiği tüm yenilikler ve enerji verimliliği ile yıllar boyu pek çok ödül kazandı.

İlginizi çekebilir:   Julia Morgan
Norman Foster, Sainsbury Görsel Sanatlar Merkezi
Sainsbury Görsel Sanatlar Merkezi Fotoğraf: fosterandpartners.com

Willis Binası’nı, 1974-1978 yılları arasında tasarladığı Sainsbury Görsel Sanatlar Merkezi izledi. Norman Foster, üçgenlerden oluşan çelik bir konstrüksiyonu cam duvarlarla birleştirerek binaya hem bol doğal ışık hem de kesintisiz manzara sağladı. Geleneksel galerilerden çok farklı olan yapı, tek bir alan içerisinde galeriler, resepsiyon alanı, fakülte, ortak salon ve restoran içeren bir dizi alan barındırıyor.

Küresel başarı

Norman Foster’ın Hong Kong’daki Hongkong ve Shanghai Bank genel merkezi ve Japonya’daki Century Tower tasarımları uluslararası kariyerinde çok önemli bir rol oynayarak küresel başarılar kazanmasının yolunu açtı.

Norman Foster, Hongkong ve Shanghai Bank
Hongkong ve Shanghai Bank / HSBC Fotoğraf: fosterandpartners.com

Sanatçı, ekibi ile birlikte Avrupa’daki en yüksek bina olan 53 katlı Commerzbank Kulesi, Apple Park, Millau Viyadüğü, Yeni Alman Parlamentosu gibi ünlü yapılara, prestijli ofislere, kültürel binalara, konutlara ve kentleşmenin önemli yapıları olan terminal, metro, havaalanlarına imzasını attı. Sürdürülebilir mimari, şehircilik ve tasarım olarak hem İngiltere’de hem de dünyanın pek çok ülkesinde çok geniş bir yelpazede, farklı alanlara hizmet veren çok sayıda proje tasarladı ve hayata geçirdi.

Norman Foster, Lumina, Eve
İtalyan aydınlatma markası Lumina ortaklığıyla tasarladığı “Eve” Fotoğraf: fosterandpartners.com

1990 yılında şövalye ilan edilen Norman Foster, çelik ve camı birleştirdiği şık ve modern mobilya ve objeler de tasarlayarak, bina mimarisindeki geniş vizyonunu iç mekan mimarisine de taşımış oldu.

Önemli eserleri

The Bow
Calgary kentinde yer alan kule, 236 metre ile Kanada’nın en yüksek üçüncü binası. Güneye yani güneşe doğru kıvrılan yay şeklinde bir plana sahip olan kulenin iç bükey bölümünde yer alan cam cephe binanın tüm yüksekliği boyunca bir dizi atriyum oluşturuyor. Bu alanlar iklimsel tampon bölgeler olarak işlev görerek binanın yalıtılmasına ve enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 30 oranında azaltılmasına yardımcı oluyor.

Norman Foster, The Bow
Fotoğraf: Florian Fuchs

The Corniche
Konutlar, ofisler, restoranlar, spor tesisleri ve sosyal alanlar içeren karma kompleks Londra’da yer alıyor. 15 ila 27 kat arasında değişen yükseklikteki bloklarda toplam 253 daire bulunuyor. Yansıtıcı metalik detaylarla vurgulanan eğri formlar, güneş ışığını yakalamak için tasarlanmış. Konutlardaki balkonlar ise kutu benzeri tasarımların aksine panoramik manzaraların perspektifine izin veriyor.

Norman Foster, The Corniche
Fotoğraf: fosterandpartners.com

30 St Mary Axe
“The Gherkin” olarak da adlandırılan bina, Londra’nın ilk ekolojik gökdeleni. Kırk bir katlı, 180 metre yüksekliğindeki gökdelen, dairesel bir plana sahip. Orta bölümünde genişleyen ayırt edici formu sayesinde hem eşdeğer büyüklükteki dikdörtgen bir bloktan daha ince görünüyor hem zemindeki kamusal alanın genişlemesini sağlıyor hem de doğal havalandırma sistemini çalıştırmak için kullanılan dış basınç farklarını yaratıyor. Gökdelenin çapraz olarak bükülmüş yapısı, sarmal boşluklar oluşturuyor. Camla kaplı olan bu boşluklarda sosyal alan olarak kullanılan, aydınlık ve panoramik manzaraya sahip atriyumlar yer alıyor.

Norman Foster, 30 St Mary Axe
Fotoğraf: fosterandpartners.com
Yazıyı paylaşın | Paylaşmak güzeldir, bilgiyi çoğaltır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen isminizi yazın